Cildimin parlamasi için ne yapmalıyım?
Cildimin Parlaması İçin Ne Yapmalıyım?

Aydınlık ve parlak bir cilt, son zamanlarda en büyük modalardan biri. Parlak cilt, ışıltısı ile dikkatleri üstünüze çekmenizi sağlar. Parlak cilt, ne kadar ulaşılması zor bir kavrammış gibi duyulsa da doğru cilt bakım ürünleri ile gayet kolay.

Günlük hayatınıza entegre edebileceğiniz bazı cilt bakım alışkanlıkları ile farkında bile olmadan parlak, ışıltılı cilde ulaşabilirsiniz. Bunun için yediğiniz, içtiğiniz ve suratınıza sürdüğünüz her ürünün önemli olduğunu unutmamak gerek

Cildinizin ışıltısını arttırmak için ne yapmalısınız bilmiyorsanız tavsiyelerimizi öğrenmek için okumaya devam edin. 

Parlak Cilde Sahip Olmak İçin Ne Yapılmalı? Cildin Parlaması İçin Ne Yapılmalı?

Cildimin Parlaması İçin Ne Yapmalıyım?

  1. Günde iki kere cildinizi temizleyin.
  2. Doğru demlendiriciyi kullanın.
  3. Bol bol su için.

Günde İki Kere Cildinizi Temizleyin

Sabah akşam, yani günde iki kere cilt temizlemek hem ölü deriden arındırmak hem de cildinize parlaklık vermesi açısından epey önemli. Cildimiz günlük hayatta yağ ve kalıntı toplar. Düzenli olarak bu yağ ve kalıntının su ile yok edilmemesi halinde cilt gözeneklerinde birikme ve sivilce gibi problemlerle karşılaşılabilinir. 

Makyaj yapan biriyseniz, makyajınızı sidikten sonra cildinizi yıkamanız ciltte makyaj kalıntılarının birikmemesi adına önem arz eder. Gece yatmadan önce ve sabah kalktıktan sonra cildinizi su ve belki yüz temizleyici bir sabun ile yıkadıktan sonra makyajınızı yapabilir veya günlük yüz kreminizi sürebilirsiniz. 

Doğru Nemlendiriciyi Kullanın

Yüzünüzü yıkadıktan sonra cilt tipinize göre bir nemlendirici kullanarak cilt sağlığınıza katkıda bulunun. Cildinizin kuruluğunu almak ve dış etkenlere karşı koruyucu bir tabaka oluşturmak adına günlük bir nemlendirici edinin

Cildiniz yağlıysa nemlendirici kullanmaktan kaçınmak doğru değil. Cildinizin yağını dengeleyecek bir nemlendirici kullanmanız cildinize yarar sağlayacak ve parlatacaktır. 

Bol Bol Su İçin

Cildin nemsiz kalması matlaşmasına ve kuru gözükmesine yol açar. Beden sağlığınız ve cilt parlaklığı adına bol su içtiğinizde farkı anlayacaksınız. Su içmek vücuttaki birçok düzensizliği dengeler, size enerji verir ve ciltteki toksinleri atmak için en doğal yoldur. 

Detoks Suyu ile Cilt Parlaklığı 

Detoks suları, cilt güzelliği için yararı ile birlikte genel sağlığımız için ara ara tüketilmesi gereken karışımlardır. Haftada 1 veya ayda birkaç kere detoks suyu içerek vücudunuzdaki toksinlerin temizlenmesine yardımcı olabilir, vücudunuzun ihtiyacı olan mineral ve vitaminleri bu şekilde alabilirsiniz. 

Cilt parlaklığı ve sağlığı için vereceğimiz detoks suyu tarifleri sırasıyla:

  1. Pancar, Kavun ve Portakal Detoksu
  2. Aloe Vera ve Yaban Mersini Detoksu
  3. Havuç ve Salatalık Detoksu
  4. Yeşil Sebze Meyve Detoksu

Pancar, Kavun ve Portakal Detoksu

A ve E ve C vitamini bakımından zengin olan Pancar, Kavun, Portakal karışımı cildinizie parlaklık verir ve antioksidan görevi görür

Yapmanız gereken 1 pancar, yarım kavun, 1 salatalık ve 3 portakal almak. Portakalların suyunu sıkın ve diğer malzemeleri soyun. hepsini miksere atıp karıştırın. Afiyet olsun!

Aloe Vera ve Yaban Mersini Detoksu

Cilt bakımından bahsederken aloe vera’yı anmasak olmazdı. Kozmetik ve sağlık alanının vazgeçilmez ürünü olan aloe vera, ciltteki hücrelerin yenilenmesine yardımcı olur ve lekelenmenin önüne geçer. 

Elinizde olması gereken malzemeler: 2 limon, yarım bardak aloe vera, 1 bardak yaban mersini. Malzemeleri karıştırın. Kıvamı fazla yoğun gelirse biraz su ekleyebilirsiniz. Homojen bir kıvam alınca sakın süzmeyin ve bu şekilde günde bir kere tüketin. 

Havuç ve Salatalık Detoksu

Bu karışım için ihtiyacınız olan 3 havuç, 1 salatalık ve yarım limon. Limonu diğer malzemelerin üstüne sıktıktan sonra hepsini karıştırın. Bu lezzetli içeceği haftada üç kere tüketebilirsiniz. Havuç ve salatalık detoksu sayesinde cildiniz gerginleşecek ve pürüzsüz, parlak bir cilde sahip olacaksınız. 

Yeşil Sebze Meyve Detoksu

Yeşil sebzeler, karaciğer sağlığı için en etkili doğal yöntemlerden biridir. Bununla birlikte cilt sağlığı için hazırlayacağınız yeşil sebze karışımı antioksidan özelliği görür. 

Yapmanız gereken 1 demet maydanoz, 4 havuç, azıcık yeşillik, yarım elmayı gerek gördüğünüz kadar suyla karıştırmak. Bu yeşil karışımı haftada 3 kere kullanabilirsiniz. Dolapta bekletecekseniz içmeden önce çalkalamayı unutmayın. 

Cilt Parlaklığı İçin Maske Tarifi

Cilt parlaklığı için kimyasal maddeler kullanmadan doğal şekilde cildimize parlaklık katabiliriz. Cilt parlaklığı için maske yapmak, cildimizdeki gözenekleri açar ve gerekli vitaminle minarelleri sağlar. Size vereceğimiz 4 farklı cilt maskesi tarifiyle doğal şekilde cildinize bakım yapabilirsiniz. Bu tarifler sırasıyla: 

  1. Yulaf, Süt, Bal ve Su Maskesi
  2. Hindistan Cevizi Yağı ve Bal Maskesi
  3. Zerdeçal, Bal ve Süt Maskesi
  4. Avokado, Süt ve Bal Maskesi

Yulaf, Süt, Bal ve Su Maskesi

Yarım bardak yulaf, süt ve suyu bir tencereye alın. Üzerine bir çay kaşığı bal dökün ve karışımı kaynatın. Kaynayan karışımı soğuduktan sonra cildinize sürün ve birkaç dakika bekleyin, ardından durulayın. Bu maske sayesinde cildiniz toksinlerden arınacak ve parlaklık kazanacak

Hindistan Cevizi Yağı ve Bal Maskesi

Ciltteki kontrolsüz bakteri üretimini durdurmak için hindistan cevizi yağı etken rol oynarken cilde ışıltı ve nem veren ise bal olacaktır. İkisini karıştırıp cildinize sürüp bekledikten sonra durulayın. Haftada 1 kere bu maskeyi uygulayabilirsiniz. 

Zerdeçal, Bal ve Süt Maskesi

Zerdeçal, Bal ve Süt Maskesi özellikle kuru ve egzamalı cildiniz varsa tam size göre bir maske. Bütün malzemelerden 1 çay kaşığı kadar ekleyip bir karışım yapın ve cildinize sürün. Cildinizde kuruyan maskeyi birkaç dakika beklettikten sonra ılık suyla yıkayın. 

Avokado, Süt ve Bal Maskesi

Yarım Avokado ve muz ile 1 çay kaşığı balı karıştırıp suratınıza sürün. Bu maske özellikle ciltteki kırışıklıklara iyi gelecektir.

Tavsiye İçerik: Kızarmadan Bronzlaşmak İçin Ne Yapmalıyım?

Sıkça Sorulan Sorular: 
Gül Suyu Cildi Beyazlatır mı?

Gül suyu cildi beyazlatan bir ürün değildir. Fakat cildinizde kızarıklık vb durumlarda bu problemleri giderdiği için cildi beyazlatır denebilir. Gül suyunu yüzünüzü yıkadıktan sonra tonik olarak kullanabilirsiniz. 

Yüze Ne Parlaklık Verir?

Kullandığınız kremin ya da yüz temizleyicinin içindeki glikolik asit, cilde parlaklık verir. İçinde glikolik asit olan ürünleri tercih etmeniz cilt bakımı ve parlaklığı adına daha iyi olacaktır. 

Cildimin parlaması için ne yapmalıyım? başlıklı yazımızı beğendiyseniz ve cilt parlaklığı ile ilgili bilgilendiğinizi düşünüyorsanız yorum yapmayı unutmayın. Cilt bakımı ile ilgili yazılarımızı beğeniyorsanız diğer yazılarımıza da göz atmayı ihmal etmeyin. 

Sivilce lekelerine evde çözüm
Sivilce Lekeleri İçin Evde Çözüm

Çoğunlukla ergenlikte ortaya çıkan sivilcelere bi şekilde çare bulsak da bu sefer yanlış tedavi sonucu sivilce lekeleri ile baş etmek durumunda kalıyoruz. Medikal yollarla lekelerden kurtulmanız mümkün olsa da masraflı olabilir. Sivilce lekelerine evde çözüm arayanlar için doğal yollarla da sivilce lekelerine çözüm bulabileceklerini söyleyelim. 

Sivilce Lekeleri İçin Evde Çözüm Evde Doğal Yollarla Sivilce Lekelerine Çözümler

Sivilce Lekesi Nedir?

Sivilce lekesi, sivilce sonrası oluşan lekelerdir. Gözeneklerin yağ ile dolması sonucu ciltte yarattığı genişletme sivilce lekesine sebep olur. Sivilce lekeleri farklı boyutlarda olabilir. Sivilce lekeleri medikal yollarla, yani: iğneli lazer, kimyasal peeling ve radyofrekans operasyonları ile kısa vadede sivilce lekelerinden kurtulabilirsiniz. Bununla birlikte doğal yöntemler de mevcut. Doğal yollarla sivilce lekelerini gidermek için okumaya devam edin. 

Sivilce Lekelerine Evde Tedavi Yöntemleri

Sivilce lekelerinden kurtulmak istiyorsanız evde uygulayabileceğiniz birçok tedavi yöntemi mevcut.  Bu doğal ürünler ve karışımlara rahatça ulaşabilir ve düzenli maske yaparak cildinizdeki sivilce lekelerinden kurtulurken cilt bakımı da yapabilirsiniz. Sivilce lekelerinden kurtulduktan sonra düzenli olarak da cilt bakımı yapmayı ihmal etmemeniz gerektiğini hatırlatırız. 

Sivilce Lekelerinden Kurtulmak:

  • Gül Suyu Maskesi
  • Limon ve Bal Maskesi
  • Bal ve Elma Maskesi
  • Aloe Vera
  • Gül Suyu Maskesi

Gül Suyu Maskesi

100 ml gül suyu, iki kaşık bal ve şeker, e vitaminini karıştırın. Ardından bir pamuk yardımıyla cildinize sürün. Gül suyu maskesini 5 dakika cildinizde beklettikten sonra ılık suyla cildinizi yıkayın.

Limon ve Bal Maskesi

Limon ve bal maskesi için ihtiyacınız olan şeyler 1 yemek kaşığı limon ve 2 yemek kaşığı bal olacak. Limon ve balı karıştırdıktan sonra 4 dakika kaynatın. Cildinize sürebileceğiniz bir ısıya ulaştıktan sonra cildinize sürün ve 15 dakika bekleyin. Limon sayesinde cildiniz gerginleşecek. Haftada bir uygulayabileceğiniz limon ve bal maskesi sayesinde sivilce lekeleriniz yok olacak. 

Bal ve Elma Maskesi

Cildinize gerekli vitaminleri sağlayacak ve sivilce lekelerini yok edecek bal ve elma maskesini yapmak oldukça basit. Bir adet elmayı soyduktan sonra üstüne birkaç yemek kaşığı bal sürdükten sonra cildimize masaj yaparak uygulayacağız. 15 dk bekledikten sonra cildi ılık suyla yıkayarak yumuşak bir cilt elde edebilirsiniz. Uzun vadede bal ve elma maskesi ile sivilce lekelerinizden kurtulmuş olacaksınız. 

Aloe Vera

Cilt bakımında bir numaralı ürün olan aloe vera sayesinde cildinizdeki lekelerden kurtulabilir ve doğal olarak yüz bakımı da yapabilirsiniz. Cildinizdeki lekeli bölgelere aloe vera sürerek uzun vadede sivilce lekelerinden kurtulabilirsiniz. Eğer maske yapmak istiyorsanız biraz aloe vera üstüne bir iki damla limon sıkıp karışımı cildinize uygulayabilirsiniz. 10 dk bekledikten sonra cildinizi ılık suyla yıkadıktan sonra düzenli olarak bu maskeyi yapıp sivilce lekelerinizi yok edebilirsiniz. 

Sivilce İzleri Kendiliğinden Nasıl Geçer? 

Sivilce izlerinizi geçirmek istiyorsanız ve günlük bakım rutinlerine vakit ayıramadığınızı düşünüyorsanız günlük hayatınızda değiştirebileceğiniz veya rutininize ekleyebileceğiniz birkaç yöntem de mevcut. 

  1. Güneş Kremi 
  2. Cilt Bakım Rutini
  3. Cildinize Dokunmayın

Güneş Kremi

Sivilce izlerinin geçmesi ve başka cilt problemlerinin de oluşmaması adına güneşten ne kadar uzak durursanız kârdır. Gün içinde dışarı çıkmadan 20 dk  önce güneş kremi sürmeniz uzun vadede cilt problemlerinizin önüne geçme konusunda yardımcı olacaktır. Güneş kremi, var olan cilt problemlerini çözmeyecektir fakat olası akne izlerinin ve güneş lekelerinin önüne geçecektir. Ayrıca var olan akne izlerinin geçmesi için, cildinize güneş kremi sürmeden dışarı çıkmak doğru olmayacaktır. 

Cilt Bakım Rutini

Akneye eğilimli bir cildiniz varsa ve sivilce lekelerinden şikayetçiyseniz, kendinize uygun bir cilt bakım rutini oluşturmak cildinize iyi gelecektir. Cilt bakım rutini için aşırılara kaçmanıza gerek yok. Bir adet cilt yıkama sabunu ve ardından kullanacağınız tonik ile cildinizi ölü derilerden temizleyecek, uzun vadede lekesiz yani sağlıklı bir cilde kavuşacaksınız. 

Cildinize Dokunmayın

Cildinizdeki sivilceleri sıkmak, patlatmak sonucunda sivilce izi kalabilir. Bunun için cildinizdeki sivilcelerin kendiliğinden geçmesini bekleyin. Sivilceniz iyileşirken oluşturduğu kabuğu almak da aynı şekilde iz bırakmasına yol açacaktır. Sivilce üstünde oluşan kabuk, iyileşme sürecinde sivilceyi mikroplardan koruyan bir katmandır. Sivilce izleri ve sivilcelerle oynamadan beklemek, yani mümkün olduğunca cildinize dokunmamak önemli.

Tavsiye İçerik: Aloe Vera Jelinin Cilde Faydaları

Tavsiye İçerik: Cildimin Parlaması İçin Ne Yapmalıyım?

Sıkça Sorulan Sorular
Yetişkinlerde Sivilce Neden Çıkar? 

Yetişkinlikte ortaya çıkan sivilce probleminin birçok sebebi olabilir. Hormonel değişiklikler, hijyen eksikliği ve dengesiz beslenme gibi durumlarda sivilce çıkabilir. Bununla birlikte kullanılan bazı ilaçlar sonucu da yetişkinlerde akne sorunu ortaya çıkabilir. 

Kör Sivilce Nasıl Geçer?

Kör sivilce, ucu gözükmeyen sivilcedir. Kör sivilcede iltihap derinin altındadır ve ucu yoktur. Genellikle boğum şeklinde büyük bir katman gibidir ve kişiye ağrı, kaşıntı verebilir. Fakat yok etmek elbette mümkün. Kör sivilceyi rahatlatmak ve yok etmek için elma sirkesi kullanılabilir. Bununla beraber bir pamuk veya sargı bezi yardımıyla bölgeye sıcak tampon yapılması rahatlatacaktır. 

Kistik Sivilce Nasıl Geçer?

Kistik sivilce, cildin çok derinlerinde oluşan ve normal sivilceye göre çok daha hassas, büyük ve kırmızı gözüken sivilcelerdir. Kistik sivilce çoğunlukla hormonel dengesizlikler sonucu oluşur. Kistik sivilceler için uzun vadede doğru beslenmek en önemlisidir. Bunun dışında hormonel dengesizlik ile oluşan sivilceler için mutlaka dermatoloğa başvurulmalı. 

“Sivilce lekeleri nasıl geçer?” konulu yazımızı beğendiyseniz diğer yazılarımıza da göz atmayı unutmayın. Sivilce izleri ve akne problemleri ile ilgili merak ettikleriniz için yorumlar kısmından yazmayı ihmal etmeyin.

Güneş Lekeleri Nasıl Yok Edilir?

Güneş lekeleri çok yaygın görülen bir cilt problemi durumudur. Özellikle yaz mevsiminde güneşte korumasız kalmaktan ortaya çıkar. 

Güneş lekeleri herkeste olabilir ancak açık tenli ve 40 yaşından büyük kişilerde daha fazla yaygındır.

Gerçek güneş lekeleri zararsız olup tedavi edilebilmesi mümkündür. Güneş lekeleri nasıl yok edilir? Sorusunu sizde merak ediyorsanız yazımızdan faydalanıp okumaya devam edebilirsiniz.

Güneş Lekesi Nedir?

Güneş lekesi nedir? Sorusu özellikle yaz aylarında çokça merak ediklen sorulardan birisidir. Güneş lekesi, cildin aşırı güneşe maruz kalmasından sonra yapısında oluşan renk değişimleri durumudur.

Güneşe maruz kaldıktan sonra ciltte gelişen düz kahverengi lekelere denir.

Şekil ve boyut olarak değişirler ve genellikle vücudunuzun yüzünüz, omuzlarınız, kollarınız ve ellerinizin arkası gibi güneşe en çok maruz kalan bölgelerinde ortaya çıkarlar.

Güneş Lekesi Neden Olur?

Güneş lekeleri birçok nedene bağlı olarak oluşabilmektedir. Bunları aşağıda sıralayalım:

  • UV ışınlarına fazla maruz kalma
  • Kozmetik uygulamalar
  • İlaçlar
  • Gebelik
  • Guatr hastalığı gibi hormonal nedenlerde güneş lekesinin oluşmasına katkı sağlamaktadır.

Güneş Lekeleri Nasıl Yok Edilir?

Güneş lekelerinin görünümünü yok edecek veya azaltabilecek hem evde hem de profesyonel yardım alarak geçirme yöntemleri mevcuttur.

Aşağıdakiler, güneş lekelerinin solmasına veya yok olmasına yardımcı olacak bazı ev tedavileridir:

  • Aloe Vera
  • C Vitamini
  • E Vitamini
  • Elma Sirkesi
  • Limon Suyu
  • Bal
  • Yeşil Çay
  • Süt
  • Patates
Aloe Vera

Çalışmalar doğrultusunda aloe vera bitkilerinde bulunan aktif bileşikler olan aloesin ve aloinin güneş lekelerini hafifletmede yardımcı olmaktadır.

C Vitamini

Bu doğal antioksidanın cildinizdeki güneş lekelerini geçirmede çeşitli faydaları vardır. Cildinizi UVA ve UVB ışınlarından korur, kollajen üretimini destekler ve koyu lekeleri aydınlatmada etkili olur.

E Vitamini 

E vitamini güneş hasarına karşı bir koruma sağlar. E vitamini takviyesi ile C vitamini birlikte alındığında cildinizin sağlığı iyileşebilir. Ayrıca güneş lekelerini ve güneş hasarını hafifletmeye yardımcı olur. 

Elma Sirkesi

Elma sirkesinde bulunan asetik asit, cilt pigmentasyonunda ki lekeleri hafifletmeye ve cildinizin genel görünümünü iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Limon Suyu

Limon suyu uzun yıllardır saçları ve cildi aydınlatmada kullanılmaktadır. Aynı zamanda cilt aydınlatıcı kremlerde yaygın bir bileşendir. 

Ancak limon suyu asidiktir ve cildi tahriş edip kurumaya sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple kullanımına dikkat edilmelidir.

Bal

Antioksidanlarla dolu olan bal, yıllardır cilt ürünlerinde kullanılmaktadır. Yeni hücre büyümesine teşvik ettiği gibi uygulandığında da güneş lekelerinin solmasına yardımcı olmaktadır.

Yeşil Çay

Yeşil çay antioksidan özelliğine sahip bir bitki olup cilt bakımında da kullanılmaktadır. Özellikle güneş lekelerinde oldukça etkilidir. 

Ortalama 5 dakika demledikten sonra bir pamuk yardımıyla güneş lekelerine uygulayabilirsiniz. 

Süt

Süt laktik asit bakımından zengin olduğu için güneş lekelerini geçirmede etkilidir. Özellikle ekşi sütün cilt renginin solmasını tedavi etmede etkili olduğu söylenmektedir.

Sütü pamukla güneş lekelerinin olduğu bölgeye sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yıkayabilirsiniz.

Patates

Doğal peeling etkisi sayılan patates, cildi ölü hücrelerden arındırıp güneş lekelerinin açılmasına yardımcı olur. Aynı zamanda patates nemlendirici işlevi görmektedir.

Bir dilim patatesi güneş lekesinin üzerinde birkaç dakika gezdirin. 10-15 dakika beklettikten sonra soğuk suyla durulayabilirsiniz.

Güneş Lekelerinin Uzmanlar Tarafından Tedavisi

Güneş lekelerini geçirebilen veya görünümlerini önemli ölçüde azaltabilen birkaç profesyonel tedavi de mevcuttur. Bu tedavilerin tümü bir cilt bakımı uzmanı tarafından yapılmalıdır.

  • Lazer Yüzey Yenileme
  • Kimyasal Peeling

Lazer Yüzey Yenileme

Lazerle cilt yenileme sırasında, güneşten zarar görmüş cildi katman katman ortadan kaldırarak ışık vermek için çubuk benzeri bir cihaz kullanılır.

Yüzde lazer yenileme, ne kadar çok güneş lekesinin olduğuna bağlı olarak 30 dakikadan iki saate kadar sürebilir. İyileşme 10-20 gün arasında olur.

Lazer uygulamasını sonbahar veya kış aylarında tercih etmelisiniz. Bu tedavi yöntemi cildinizi daha hassas bir hale getireceği için cildinizi iyi korumadığınız halde güneş lekesi oluşumunu arttırabilir.

Kimyasal Peeling

Bu yöntem cilde bir asit solüsyonu uygulanmasını içerir. Bunun sonunda cilt soyularak yeni cilde yer açmış olur. 

Kimyasal peeling ağrılı olabilir ve birkaç dakika süren bir yanma hissine neden olabilir.

Bu işlemden sonra cildinizi korumaya özen göstermelisiniz.

Güneş Lekelerinin Riskleri

Güneş lekeleri zararsızdır ve sağlığınız için herhangi bir risk oluşturmaz.

Güneş lekesi tedavileri genellikle güvenlidir, ancak herhangi bir tıbbi tedavide prosedürde olduğu gibi her zaman bir miktar risk vardır. Herhangi bir ev tedavisini kullanmadan önce daima doktorla konuşmalısınız.

Cildinizde sizi endişelendiren herhangi bir nokta varsa özellikle de görünümü değişmiş ise doktorunuza görünmeyi ihmal etmeyin.

Güneş Lekeleri Nasıl Önlenir?

UVA ve UVB ışınlarına maruz kalma süresini sınırlandırarak yüzünüzdeki güneş lekelerini önleyebilirsiniz. Bunu şu şekilde yapabilirsiniz:

  • Sabah 10 ile akşam 3 arasında güneşten kaçınmak
  • Dışarı çıkmadan önce güneş koruyucu uygulamak ve her iki saatte bir yenilemek 
  • Güneş kremi içeren makyaj ürünlerini seçmek
  • Cildinizi giysi ve şapkalarla örtmek
  • Lekeye eğilimli ciltler için özel olarak üretilen güneş kremi sürmek

Tavsiye İçerik: Kızarmadan Bronzlaşmak İçin Ne Yapmalıyım?

Sıkça Sorulan Sorular:
Güneş Lekelerinden Kurtulmak Mümkün Mü?

Güneş lekelerine kesin olarak bir çözüm yoktur. Etkili bir tedaviyle azalıp, belli belirsiz olsalar da eğer cildinizi güneşten korumaya özen göstermezseniz geri gelebilirler.

Güneş Lekelerine Hangi Sabun İyi Gelir?

Güneş lekelerini azaltmak için özellikle havuç sabununun iyi geldiği söylenmektedir. Havuç sabunu ayrıca çiller içinde etkilidir.

Aynı zamanda bıttım sabunu da güneş lekeleri için koruyucudur. Düzenli kullanımında güneş lekelerinin azaldığını fark edeceksiniz.

Yüzdeki Güneş Lekelerine Hangi Yağ İyi Gelir?

Limon yağı, ıtır yağı, gül yağı, bergamot yağı, kantaron yağı ve bunun yanında gül suyu toniği güneş lekelerini önlemede yardımcı olur.

Özellikle kantaron yağı güneş yanıklarında bile etkilidir. Ciltteki kızarıklığı azaltıp, düzenli kullanımında ise tamamen yok edebilir. Aynı zamanda sivilce lekelerinin temizlenmesine de yardımcı olmaktadır.

Günün Hangi Zamanında Güneş Daha Zararsızdır?

Güneş sabah 10’dan önce, akşam da 17.00’den sonra daha az zararlıdır. Fakat bu saat aralıklarında da mutlaka güneş koruyucunuzu sürmelisiniz.

Güneş lekeleri nasıl yok edilir? ile ilgili yazımızı faydalı bulduysanız diğer yazılarımıza da göz atabilirsiniz. Daha fazlası için lütfen yorum yapmayı unutmayın.

Çay Ağacı Yağının Faydaları

Özet

Bilimsel ismi Melaleuca altemifolia (Fam Myrtaceae) bitkisi her zaman yeşil renkli 6 metre yüksekliğinde bir ağaçtır. ‘Tea tree oil (TTO), çay ağacı yağı’ Melaleuca adı verilen bu bitkinin yapraklarından ve uç dallarından buhar ve vakumlu damıtma işlemleriyle elde edilen, Avrupa,  Amerika’da kullanılmasının yanı sıra ülkemizde de çeşitli kozmetik preparatlar ve bakım ürünleri içerisinde yer almaya  başlayan popüler bir yağdır.

Kozmetik sektöründe organik ürün arayışı nedeni ile son on yıl içinde sıklıkla  tercih edilerek popüler hale gelmiştir. Çay ağacı yağı çok geniş bir mikroorganizma grubuna etki ederek onların hücresel yapılarını bozar ve bu sayede antimikrobiyal etki gösterir. Deriye kolay etki eder ve irritasyon yapmaz bu nedenle de topikal kullanımda ideal bir dezenfektan olarak kabul edilmektedir.

merhem, krem, sabun, şampuan ve şekillendiriciler, el ve vücut losyonları, yüz temizleyicileri, diş pastaları, ağız suları, pudralar,  tırnak temizleyiciler ve bazı kişisel bakım ürünlerinde çay ağacı yağı çeşitli konsantrasyonlarda veya seyreltilmeden doğrudan yer almaktadır. Bazı çalışmalarda özellikle sürekli tekrar eden sivilce tedavisinde, enfeksiyona açık yaralarda çay ağacı yağı kullanılarak elde edilen krem veya cilt temizleyici losyon kullanımının tedavi sürecini hızlandırdığı rapor edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: çay ağacı, melaleuca, kozmetik, dermatoloji, anti-mikrobiyal etki, tea tree oil.

Çay Ağacı Yağı Nedir? Nasıl Keşfedilmiştir?

Yeşil renkli 6 metre yüksekliğinde bir ağaçtır. Bu ağaç yağmurlu iklim sever. 1770 yılında ilk defa Kaptan James Cook tarafından keşfedilmiştir.  O zamana kadar bu bitki Avusturalya yerlileri (Aborginler) tarafından deri enfeksiyonlarını tedavi etmek amacı ile kullanılmaktadır. Daha sonra bu ağaç formundaki bitki botanikçi  Sir Joseph Banks’n ilgisini çekmiş ve ağacın yapraklarını toplayarak araştırma yapmak için İngiltere’ye getirmiştir. Bu bitkinin gerçek çay bitkisi  (Camelia sinensis) ile tat, koku ve bileşim açısından herhangi bir benzerlikleri bulunmamaktadır (1) Çay ağacı yağı Melaleuca  adı verilen bu bitkinin yapraklarından ve uç dallarından buhar ve vakumlu damıtma işlemleriyle elde edilen esansiyel bir yağdır (2)  etken maddesi Çay ağacının Aktif maddesi Terpinen-4-ol veya 4 terpineol’dur. Bu yağın tıbbi özellikleri ilk kez 1920’ li yıllarda  (3, 4 ) Penfold tarafından ekonomik olarak değere sahip Avustralya da bulunan esansiyel yağlar araştırılırken araştırmanın bir parçası olarak rapor edilmesini ile ortaya çıkmıştır. (3-5)

Tarihçe ve Tıpta Kullanım

Çay ağacı yağının  tıbbi kullanımı açısından geçmişi 80 yılı aşkındır. Avusturalya halkı bu yağı  baş ağrılarında, soğuk algınlığında, böcek ısırıklarında ve cilt enfeksiyonlarını tedavi sürecinde kullanmıştır.

Bitkinin soluk sarı renkli, viskoz ve batıcı kokulu uçucu yağı fenolden daha etkili bir topikal antiseptik olarak 1920’li yıllarda keşfedilmiştir (6, 7). Tıp dünyasında bu uçucu yağdan ilk söz ediliş 1930 yılında “Medical Journal of Australian”da görülmektedir. Bu yayında Avustralyalı bir cerrah yağın bazı çözeltilerinin cerrahi yaraların temizlenmesi amacıyla kullanımında etkileyici sonuçlardan söz etmiştir.

Bu yağ 2.Dünya savaşı sırasında yaralanmaları takiben görülen cilt enfeksiyonlarını azaltmak için genel bir antimikrobiyal ve böcek kaçırıcı ürün olarak revirlerde ve bazı ilk yardım çantalarında yer almıştır. Çay ağacı  yağının geniş çapta üretimi özellikle Avustralya ordusunun bu yağa dikkat çekmesi ile başlamıştır (8).

Savaştan sonraki yıllarda antibiyotiklerin teminindeki güçlükler nedeniyle doğal bir antiseptik olan M. alternifolia yağına ilgi artmıştır. Ancak sentetik bileşiklere olan eğilim çay ağacı yağı  Endüstrisi’nin ilerlemesini 30 yıl kadar engellemiştir. 1970’li yılların sonlarında Avustralya’da çay ağacı yağ endüstrisi yeniden doğmuş, bitkinin kültüre alınma çalışmaları hızla gelişmiş ve geniş çapta üretimi, yüksek kalitede yağ elde edilmesi ve standardizasyonu mümkün olmuştur (1, 9). 

Çay Ağacı Yağının Derideki Potansiyel İşlevleri

Anti-Bakteriyel Etkisi

Esansiyel yağlar, aromatik bitkiler gibi organik/doğal kaynaklardan elde edilir. Antimikrobiyal bileşikler içerdikleri için alternatif tedavi yaklaşımları için ilginç bir kaynaktır.  Esansiyel yağların aktif maddeleri veya bileşenleri, farklı durumlara bağlı olarak, çok çeşitli hedef bölgelerle çeşitli etki mekanizmalarına yanıt vererek bakteriyostatik veya bakterisit olarak etki gösterebilir (6) 

Çay ağacı yağı ise bakteri hücre içi bileşenlerine etki eder  ve enzimatik mekanizmaların inaktif hale getirerek bakteri zarını bozar. (7) Staphylococcus, streptococcus ve Candida albicans, S. aureus dahil çeşitli bakteri türlerine karşı in vitro inhibitör aktiviteye sahiptir. (8)

Klinik olarak yapılan bir çalışmada akne hastalarında sebum salgılanma oranı kontrol gruplarına göre daha yüksek tespit edilmiştir. Akne hastaalarının cildinde bulunan bakteriler Staphylococcus, Streptococcus sp., S. Aureus olarak raporlanmıştır. Bu çalışmada akne hastalarında bakteri sayısı kontrol grubuna oranla anlamlı derecede fazla raporlanmış olup, 4 hafta sonra inflamatuar lezyon sayısında azalma görülmüştür. Ayrıca aerobik bakteri sayısı krem ​​kullanımı sonrasında azalma eğilimi göstermiştir. Sonuç olarak da  %0,1 çay ağacı yağı ve %0,01 Ramulus mori ekstraktından oluşan RT kreminin özellikle inflamatuar lezyonları olan akne hastalarında etkili ve güvenli olduğu rapor edilmiştir. (9)

Anti-Fungal Etkisi

Funguslar yani mantarlar ciltte önemli sorun oluşturmaktadır. Özellikle Fungal cilt enfeksiyonları sık sık görülür ve tedavi için kullanılan ilaçlara karşı direnç kazanır. Günümüzde bu durum önemli bir klinik sorun teşkil eder. Fungal cilt enfeksiyonlarının tedavisi, terapötik maddelerin sinerjisinin kullanıldığı monoterapi veya politerapiye dayanmaktadır. Çay ağacı yağı, antifungal ve antiinflamatuar aktivitesi nedeniyle geleneksel antifungal ilaçların etkinliğini önemli derecede arttırır. Trichophyton rubrum, Trichophyton mentagrophytes ile enfekte olmuş ayak tırnaklarının tedavisinde etkin bir şekilde fayda sağlanılmıştır. (9)

Anti-Paraziter Etkisi

Folliculorum genellikle saç folikülünde yaşar ve daha kısa bir opistosomaya sahip olan D. brevistipik olarak yağ bezinde ve kanalında bulunur. Her iki tür de yaygın olarak yüz, yanaklar, perinazal bölge, kirpikler ve kaşlarda bulunur. Demodex akarlarının anormal çoğalması demodikoz adı verilen bir cilt hastalığına neden olur. Çay ağacı yağından elde edilen kozmetik ürünler tonikler, yüz yıkama jelleri ve kremler bu akarlara doğrudan Bu akarların çoğalmasını sınırlandırır. Bu sayede enflamasyon oluşmasını ciltte kızarıklıkları ve tahrişi azaltabilir (10,11)

Akne Tedavisinde Çay Ağacı Yağı

Akne, aşırı sebum üretimi, foliküler epitelyumun anormal deskuamasyonu, inflamasyon ve Propionibacterium acnes bakterisinin varlığı gibi faktörlerin bir kombinasyonunun neden olduğu kronik inflamatuar bir cilt bozukluğudur.

Derinin ve kıl foliküllerinin yağlı yüzeylerinde gelişirler. Aşırı yağ üretimi ve tıkanmış gözeneklerden dolayı üremekte olan bu bakteri akne gelişimine katkıda bulunur. Bu bakteriler yağ bezleri tarafından üretilen sebumu büyüme için yakıt olarak kullanırlar. Sebum, yağ, kolesterol ve diğer lipid maddelerinden oluşan bir lipiddir.

Sebum, saçları ve cildi nemlendirir ve cildin sağlıklı olması için gereklidir. Sebumun anormal üretim seviyeleri gözenekleri tıkayarak, Propionibacterium acnes bakterilerinin çok fazla çoğalmasına neden olarak akneye katkıda bulunur Akne öncelikle ergenleri ve genç yetişkinleri etkiler; ergenlerin %90’a kadarı bir aşamada sivilceden etkilenir. Ayrıca  Yetişkinlerin %5’i kalıcı veya geç başlangıçlı akneden muzdariptir. Rahatsızlık ve potansiyel yara izi gibi fiziksel etkilerin yanı sıra akne, hastalarda duygusal ve psikolojik strese neden olabilir. (12-14)

Çeşitli çalışmalar, çay ağacı yağı ürünlerinin uygulanmasının, hafif ila orta dereceli aknesi olanlarda lezyon sayısını azalttığını göstermiştir. Karşılaştırmalı denemeler, çay ağacı yağı ürünlerinin plasebodan daha iyi olduğunu ve %5 benzoil peroksit ve %2 topikal eritromisin içeren karşılaştırıcılarla eşdeğer olduğunu göstermektedir. Bu etkinlik, antibakteriyel ve antiinflamatuar aktiviteye bağlanabilir. (15)

Cildin Maruz Kaldığı Zararlı Etkenler

Yaşam boyunca cildimizin maruz kaldığı zararlı etkenler;

  • Cildimiz yaralama ve yanma gibi doğrudan etkenlere maruz kalabilir. Bu gibi durumlarda cilt savunmasız kalarak enfeksiyonlara açık hale gelir.
  • Mantar enfeksiyonları ciltte önemli bir sorun teşkil eder.
  • Normal süreçte oluşan  sivilceler yaşamı olumsuz etkiler.
  • Enfeksiyonların oluşturduğu inflamasyonlar rahatsız edici boyutlara ulaşabilir.
  • Kullanılan kişisel ürünlerden ya da çevreden bakteri, mantar, virüs kontaminasyonları meydana gelebilir.
  • Çeşitli çevresel faktörler nedeni ile ciltte renk değişiklikleri meydana gelebilir.

Çay Ağacı Yağı Hangi Amaçlarla Kullanılır?

  • Cilde doğal parlaklık ve canlılık kazandırır.
  • Ciltteki iltihaplanmalara karşı kullanılır.
  • Böcek sokmalarına kesik ve sıyrıklara, akne ve sedef hastalığı tedavisinde kullanılır.
  • Ciltteki sivilcelere, siyah noktalara ve uçuk tedavisinde etkilidir.
  • Kuru ve kaşıntılı ciltleri yatıştırmada çay ağacı yağı kullanılabilir
  • Ayak mantarlarına karşı, hemoroidlerde, siğillerde, tırnak batmasına karşı etkilidir.
  • Ciltteki fazla yağı kontrol altına alır,
  • Ciltte meydana gelmiş tahriş ve tahribatının onarılmasına yardımcı olur,
  • Cildin yumuşamasında büyük rol oynar
  • Doğal nem kaynağı olduğu için cildi neme doyurur,
  • Yüzde meydana gelen şişlikleri yok eder,
  • Geniş gözenekleri sıkılaştırır,
  • Siyah nokta oluşumunun önüne geçer ve siyah noktaları tedavi eder.

Tertemiz ve Pürüzsüz Bir Cilt İçin Çay Ağacı

Melaleuca yağı olarak da bilinen çay ağacı yağı, Avustralya yerli bitkisi Melaleuca alternifolia’dan (Myrtaceae) buhar damıtma yoluyla elde edilen monoterpen açısından zengin, lipofilik, esansiyel bir yağdır. Yağ içerisinde  100’den fazla  bileşen bulunur; en bol bulunan bileşen terpinen-4-ol dür. Çay ağacı yağı geniş spektrumlu antimikrobiyal aktiviteye sahiptir mikropların hücre zarına hasar vererek antibakteriyel etki yaratır.  

Akne, aşırı sebum üretimi, foliküler epitelyumun anormal deskuamasyonu, inflamasyon ve Propionibacterium acnes bakterisinin varlığı gibi faktörlerin bir kombinasyonunun neden olduğu kronik inflamatuar bir cilt bozukluğu olarak görülmektedir . Akne öncelikle ergenleri ve genç yetişkinleri etkiler; ergenlerin %90’a kadarı bir aşamada sivilceden etkilenir. Ayrıca  Yetişkinlerin %5’i kalıcı veya geç başlangıçlı akneden muzdariptir. İrritasyon ve potansiyel yara izi gibi fiziksel etkilerin yanı sıra akne, hastalarda duygusal ve psikolojik strese neden olabilir. Özellikle Akne tedavisinde çay ağacı yağı içeren cilt tonikleri, cilt temizleyici losyonların kullanımı önemlidir. Akne oluşturan bakteriler temasla yayılabilir bu nedenle cilt her zaman temiz tutulmalıdır. Bunun yanında bazı kremlerde bu yağın kullanılması ile  ciltteki pürüzlü görünümün azaltıldığı, gözeneklerin sıkılaştığı raporlanmıştır. Ciltte Enflamasyon, şişlik, kızarıkların giderilmesinde de yardımcıdır.

Kaynakça:
  • Olsen CB. Australian Tea Tree Oil. Kali Press 1992.

 

  • Carson, C. F., & Riley, T. V. (2001). Safety, efficacy and provenance of tea tree (Melaleuca alternifolia) oil. Contact dermatitis45(2), 65-67.

 

  • Penfold, A. R., and R. Grant. The germicidal values of the principal commercial Eucalyptus oils and their pure constituents, with observations on the value of concentrated disinfectants. J. R. Soc. New South Wales 57:80-89. 

 

  • Penfold, A. R., and R. Grant. The germicidal values of the pure constituents of Australian essential oils, together with those for some essential oil isolates and synthetics. Part II. J. R. Soc. New South Wales58:117-123. 

 

  • Penfold, A. R., and F. R. Morrison. Bulletin no. 14. Australian tea trees of economic value, part 1, 3rd ed. Thomas Henry Tennant, Government Printer, Sydney, Australia.

 

  • Khameneh, B., Iranshahy, M., Soheili, V., & Fazly Bazzaz, B. S. (2019). Review on plant antimicrobials: a mechanistic viewpoint. Antimicrobial Resistance & Infection Control8(1), 1-28.

 

  • Buldain, D., Gortari Castillo, L., Buchamer, A. V., Aliverti, F., Bandoni, A., Marchetti, L., & Mestorino, N. (2020). Melaleuca armillaris essential oil in combination with rifaximin against Staphylococcus aureus isolated of dairy cows. Frontiers in Veterinary Science7, 344.

 

  • Sharifi-Rad, J., Salehi, B., Varoni, E., Sharopov, F., Yousaf, Z., Ayatollahi, S., … & Sharifi-Rad, M. (2017). Review Plants of the Melaleuca Genus as Antimicrobial Agents: From Farm to Pharmacy. Phytotheraphy Reseaarch 1–20.

 

  • .A. Hammer,Treatment of acne with tea tree oil (melaleuca) products: A review of efficacy, tolerability and potential modes of action,International Journal of Antimicrobial Agents,Volume 45, Issue 2,2015,Pages 106-110,ISSN 0924-8579,

 

  • Marcos-Tejedor, F., González-García, P., & Mayordomo, R. (2021). Solubilization in vitro of tea tree oil and first results of antifungal effect in onychomycosis. Enfermedades infecciosas y microbiologia clinica (English ed.)39(8), 395–398.

 

  • Paichitrojjana, A. (2022). Demodex: the worst enemies are the ones that used to be friends. Dermatology Reports14(3).

 

  • Pormann, A. N., Vieira, L., Majolo, F., Johann, L., & Silva, G. L. D. (2021). Demodex folliculorum and Demodex brevis (Acari: Demodecidae) and their association with facial and non-facial pathologies. International Journal of Acarology47(5), 396-403.

 

  • Carson, C. F., Hammer, K. A., & Riley, T. V. (2006). Melaleuca alternifolia (Tea Tree) oil: a review of antimicrobial and other medicinal properties. Clinical microbiology reviews19(1), 50–62.

 

  • Hammer K. A. (2015). Treatment of acne with tea tree oil (melaleuca) products: a review of efficacy, tolerability and potential modes of action. International journal of antimicrobial agents45(2), 106–110.

 

  • Lam, N. S., Long, X., Su, X. Z., & Lu, F. (2020). Melaleuca alternifolia (tea tree) oil and its monoterpene constituents in treating protozoan and helminthic infections. Biomedicine & pharmacotherapy = Biomedecine & pharmacotherapie130, 110624.
Hyaluronik Asit Nedir?

Özet

Hyaluronik asit ( HA) Cilt yaşlanması, cilt onarımı, yara iyileşmesi, doku yenilenmesi gibi süreçlerin  düzenlenmesinde çok yönlü rol oynamaktadır. Bu yönü sayesinde  kozmetik  ürünlerin zorunlu bileşeni olarak görev yapar. Bu derleme cilt gençleştirme, cilt yenileme, yaşlanmayı geciktirici, cilt onarımı noktasında son gelişmeleri ve klinik araştırmaları özetlemeyi ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Hyalüronik asit, hyaluronan, vegan hyaluronan, kozmetik, dermatololoji, vegan hyalüronan

Hyaluronik asit ( C28H44N2023 )

Karl Meyer ve John Palmer, 1934 yılında ilk kez İnek gözlerinin camsı kısmından bilinmeyen bir madde  izole etmeyi başardılar. Bu madde’ye Yunan dünyası “hyalos” (cam) ve bileşiğin bünyesinde bulunan  2 şeker molekülünden biri olan üronik asit  bulunmasından dolayı “hyaluronik asit” adını verdi. Biyo-uyumluluğu ve canlı yapısına zarar vermemesi potansiyeli nedeniyle şu anda tıpta ve cilt bakımında en yaygın kullanılan doğal makromoleküllerden biridir. Bu mukopolisakaritin kimyasal yapısını tam olarak çözmek için 20 yıllık bir araştırma daha gerekmiştir. (1)

Günümüzde yapılan çalışmalar Hyaluronik asitin yapısını şu şekilde açıklamaktadır: D – glukuronik asit ve N-asetil-D glukozamin disakkaritlerlerinin  β-(1 → 4) ve β-(1 → 3) glikozidik bağlar ile bağlanmasıyla oluşan  polimerik sülfatlanmamış bir glikozaminoglikandır ve vücudumuzda hyalüronidaz enzimi ile üretilir (2)

İnsan derisinin yaşlanması, henüz tam olarak anlaşılamayan karmaşık bir biyolojik süreçtir. Biyolojik olarak bağımsız iki sürecin sonucudur. Birincisi, tüm iç organları etkilediği gibi cildi de aynı şekilde etkileyen, önlenemez bir süreç olan içsel veya doğuştan gelen yaşlanmadır. İkincisi, foto-yaşlanma olarak da adlandırılan, başta ultraviyole (UV) ışınları gibi dış etkenlere maruz kalmanın sonucu olan dışsal yaşlanmadır.

İçsel cilt yaşlanması ise yirmili yaşların ortalarından itibaren eşey hormonlarının üretiminin kademeli olarak azalması ve menopozla ilişkili östrojen ve progesteronun azalması gibi yaşla birlikte meydana gelen hormonal değişikliklerden etkilenir. (3) HA, periferde ve kollajen ve elastinle etkileşim halinde bulunmuştur.

Kısaca  kolajen ve elastinin uygun bir konfigürasyonda tutulmasını sağlayan liflerdir. Yaşlanmış ciltlerde  Hyaluronik asit  ile bu bağlantılar yoktur bu da kollajen ve elastin liflerinin düzensizliği nedeni ile  ciltte ince çizgi, kırışıklık ve nazolabial kıvrımların varlığına yol açmaktadır. Östrojen ve androjen eksikliğinin kollajen bozulmasına, cilt kuruluğuna, elastikiyet kaybına, epidermal atrofiye ve cildin kırışmasına neden olduğu  bilinmektedir.

(4) Hyaluronik asit’in su tutma özelliği nedeni ile  Nemlendirici, cilt koruyucu ve yaşlanma karşıtı özelliklere sahip ürünlerin hemen hepsi HA’dan oluşur.  HA bol miktarda bulunan cilt daha yumuşak pürüzsüz ve parlaktır. Cildin nemlenmesi aynı zamanda kırışık oluşumunun yavaşlamasına da yol açar ve genellikle yaşla birlikte ortaya çıkan derin ince çizgileri ve hâli hazırda oluşmuş kırışıklıkları iyileştirir. (5)

Yara iyileşmesindeki rolü

Ciltte herhangi bir tahribat ve yara oluşması durumunda hyaluronan sentezi hızlanmaktadır. Bu durum hyaluron’nın dışarıdan deriye takviye olarak verilmesi yara oluşan bölgelerde doğal olarak yaraların iyileşmesine sebep olmaktadır. Bilimsel çalışmalar hyaluronan uygulanan yaralarda kısa sürelerde gözle görülür derecede gerileme olduğunu ve yaradan kaynaklı acı ve ağrı hissini azalttığı belirtilmiştir.  (6)

Kozmetik etki Uygulama Deneysel model/çalışma tasarımı çalışma parametreleri Önemli bulgular Ref.
Kırışıklık önleyici etki 60 gün boyunca perioküler kırışıklıklarda günde iki kez 30 ila 60 yaşları arasında 76 kadın, perioküler kırışıklıkların klinik belirtileri Cilt hidrasyonu, cilt elastikiyeti, kırışıklık derinliği       1.

Cilt hidrasyon seviyesinde önemli gelişme.

2.

Cilt elastikiyetinde dikkate değer gelişme.

3.

Düşük moleküler ağırlıklı (LMW) HA’nın daha iyi penetrasyon yetenekleri nedeniyle kırışıklık derinliğinde önemli azalma.

(9)
Periorbital bölgede DermaTOP, Korneometre, Cutometer ve Chroma Metre kullanılarak 8 haftalık tedavi Yaş ortalaması 45.2 olan 33 kadın Cilt hidrasyonu, cilt elastikiyeti, cilt pürüzlülüğü, kırışıklık derinliği            1.

Ürün yelpazesinin nemlendirici etkisinde önemli gelişme.

2.

Cilt elastikiyetinde önemli ölçüde iyileşme.

3.

Cilt pürüzlülüğünde kayda değer iyileşme.

(10)
Günlük kullanım için ürünün 3 aylık deneme süresi. 20 hasta, her biri HA içeren farklı bir kırışıklık önleyici krem ​​(Balea, Nivea, Lancôme, Chanel) ile dört gruba ayrıldı. Kırışıklık azaltma, cilt sıkılığı ve elastikiyet. 1.

Tüm gruplarda perioral ve orbital kırışıklıkların derinliğinde önemli azalma

2.

Tüm gruplarda cilt sıkılığında dikkate değer artış sağlandı.

3.

Cilt elastikiyetindeki minimal önemli değişiklikler yalnızca bireysel gruplarda görülebildi.

 

 

 

 

 

Bilim insanları, perioküler kırışıklıkları olan 30 ila 60 yaşları arasındaki 76 kadını içeren bir klinik çalışma yürüttüler. Bu hastalara farklı moleküler ağırlıklarda HA (50, 130, 300, 800, 2000 kDa) içeren %0.1 (w/w) krem ​​formülasyonu 60 gün boyunca günde iki kez uygulandı.

Düşük moleküler ağırlıklı HA içeren krem ​​formülasyonu uygulanan kadınlarda cilt hidrasyon seviyesinde, cilt elastikiyetinde ve peri-oküler kırışıklıkların azalmasında daha büyük gelişmeler gözlemlediler (9). Araştırmacılar Moleküler ağırlığa bağlı perkütan absorpsiyon açısından, topikal formülasyonlar (losyon, serum ve krem) içeren ultra küçük boyutlu HA’yı (nano-HA) test etmişlerdir (10).

Bu klinik çalışmada, ortalama yaşı 45.2 olan 33 kadın, periorbital kırışıklara sekiz hafta boyunca tedavi edildi. Ölçümler, kırışıklıklar için DermaTOP, cilt hidrasyonu için Korneometre, cilt elastikiyeti için Cutometer ve eritem yoğunluğu için Chroma Metre kullanılarak üç boyutlu yapı incelenerek periorbital bölgelerde yapıldı. Sonuçlar, 2 hafta içinde cilt inceliklerinde önemli bir iyileşme ve 2-8 haftalık tedavide cilt elastikiyetinde iyileşme olduğunu da ortaya koydu. Nano-HA içeren topikal formülasyonların hızlı kırışık önleyici ve cilt gençleştirici etkilerinin, ultra küçük HA moleküllerinin üstün perkütan absorpsiyonuna bağlı olması bekleniyordu (10).

HA bazlı topikal krem ​​formülasyonunun kırışık önleyici etkinliği başka araştırmacılar tarafından da araştırılmıştır (11). HA içerikli kremin günlük olarak uygulanması, kırışıklıkların derinliğinde önemli ölçüde azalmaya neden olur ve cilt elastikiyetini ve sıkılığını artırır. Bu çalışmada yazarlar, HA içeren dört topikal krem ​​formülasyonunu (Balea, Nivea, Lancome, Chanel) periorbital kırışıklığı olan 20 kadın üzerinde 3 ay boyunca test ettiler. Tedavi süresinden sonra, tüm tedavi hastalarında cilt elastikiyetinde ve sıkılığında %13-30 oranında önemli bir iyileşme, kırışık derinliğinde %10-20 oranında önemli bir azalma ve hidrasyon seviyesinde iyileşme gözlemlediler (11 ). 

Vegan Hyalüronik Asit

Hiyalüronik asitin  hayvansal kaynaklardan üretiminde bazı sıkıntılar bulunmaktadır. Bu Nedenle bitkilerden üretim ve saflaştırma daha kolaydır. Hayvansal kaynaklı üretimin verimi düşük ve yüksek saflıkta hyalüronik asit üretebilmek için proteinlerin uzaklaştırılması gerekmektedir. Bu işlem hayvansal üretimde oldukça zordur.  Bunun bir sonucu olarak da yeni üretim yöntemleri araştırılmaya başlandı. Günümüzde de genel üretim yöntemi olan bakteri fermantasyonu yoluyla üretim keşfedilmiş ve bitkisel izolosyon yaygınlaştırılmıştır.

Bu anlamda 1990’larda başlayan ilk  çalışmalar hyalüronik asitin bakteriyel fermantasyonla üretilebileceğini gösteriyordu. Çeşitli birçok bakteri, bu maddeyi doğal yollarla sentezleyebilmekteydi.  Son araştırmalar, bakteriyel fermantasyonla çok daha yüksek molekül ağırlığına sahip, verimi daha yüksek ve toksik madde içermeyen hyalüronik asit üretiminin yolunu açtı. Günümüzde hyalüronik asit üretimi çeşitli streptokok bakterilerinden gerçekleşmektedir.

Bunun yanında tıbbî kullanıma uygun ilaçlar üretebilmek için rekombinant DNA içeren bakterilerden de yararlanılmaktadır (7). ( İlk ticari olarak fermente edilmiş HA, endüstriyel HA üretimindeki mevcut yaygın suş olarak kalan Streptococcus zooepidemicus’tan elde edilmiştir ) (8). Uygun koşullar altında gelişmesi ve üremesi sağlanan bakteriler, şekerden fermantasyon ile hyalüronik asit üretirler. Bir biyoreaktörde gerçekleşen bu üretim, pek çok saflaştırma ve sterilizasyon aşamasına sahiptir. Hyalüronik asit yüksek sıcaklıklarda bozunan bir molekül olduğundan, hem üretilirken hem de saklanırken düşük sıcaklıklarda olması gerekir. Santrifüj ve filtrasyon gibi pek çok işlemden geçen ürünün, fabrikadan çıktığında yüksek saflıkta, steril ve çeşitli ilaç ve kozmetik firmalarına satılmaya hazır hâlde olması sağlanır.

 

  1. Meyer K, Palmer JW. The polysaccharide of the vitreous humor.J Biol Chem. 1934;107:629-634.

 

  1. R. Fraser, T.C. Laurent, U.B. Laurent Hyaluronan: its nature, distribution, functions and turnoverJ. Intern. Med., 242 (1997), pp. 27-33

 

  1. Berneburg, M., Trelles, M., Friguet, B., Ogden, S., Esrefoglu, M., Kaya, G., Goldberg, D. J., Mordon, S., Calderhead, R. G., Griffiths, C. E., Saurat, J. H., & Thappa, D. M. (2008). How best to halt and/or revert UV-induced skin ageing: strategies, facts and fiction. Experimental dermatology17(3), 228–240. https://doi.org/10.1111/j.1600-0625.2007.00665_1.x

 

  1. Makrantonaki, E., Adjaye, J., Herwig, R., Brink, T. C., Groth, D., Hultschig, C., Lehrach, H., & Zouboulis, C. C. (2006). Age-specific hormonal decline is accompanied by transcriptional changes in human sebocytes in vitro. Aging cell5(4), 331–344. https://doi.org/10.1111/j.1474-9726.2006.00223.x

 

  1. Bukhari, S. N. A., Roswandi, N. L., Waqas, M., Habib, H., Hussain, F., Khan, S., Sohail, M., Ramli, N. A., Thu, H. E., & Hussain, Z. (2018). Hyaluronic acid, a promising skin rejuvenating biomedicine: A review of recent updates and pre-clinical and clinical investigations on cosmetic and nutricosmetic effects. International journal of biological macromolecules120(Pt B), 1682–1695. https://doi.org/10.1016/j.ijbiomac.2018.09.188

 

  1. Tashiro, T., Seino, S., Sato, T., Matsuoka, R., Masuda, Y., & Fukui, N. (2012). Oral administration of polymer hyaluronic acid alleviates symptoms of knee osteoarthritis: a double-blind, placebo-controlled study over a 12-month period. TheScientificWorldJournal2012, 167928. https://doi.org/10.1100/2012/167928

 

  1. Liu, L., Liu, Y., Li, J., Du, G., & Chen, J. (2011). Microbial production of hyaluronic acid: current state, challenges, and perspectives. Microbial cell factories10, 99. https://doi.org/10.1186/1475-2859-10-99

 

  1. Chong, B. F., & Nielsen, L. K. (2003). Amplifying the cellular reduction potential of Streptococcus zooepidemicus. Journal of biotechnology100(1), 33–41. https://doi.org/10.1016/s0168-1656(02)00239-0

 

  1. Pavicic, T., Gauglitz, G. G., Lersch, P., Schwach-Abdellaoui, K., Malle, B., Korting, H. C., & Farwick, M. (2011). Efficacy of cream-based novel formulations of hyaluronic acid of different molecular weights in anti-wrinkle treatment. Journal of drugs in dermatology : JDD10(9), 990–1000.

 

  1. Jegasothy, S. M., Zabolotniaia, V., & Bielfeldt, S. (2014). Efficacy of a New Topical Nano-hyaluronic Acid in Humans. The Journal of clinical and aesthetic dermatology7(3), 27–29.

 

  1. Poetschke, J., Schwaiger, H., Steckmeier, S., Ruzicka, T., & Gauglitz, G. G. (2016). Hyaluronsäurehaltige Antifaltencremes: Wie gut wirken sie? : Eine Analyse von Antifaltencremes unterschiedlicher Preisklassen auf Basis objektiver Messmethoden [Anti-wrinkle creams with hyaluronic acid: how effective are they?]. MMW Fortschritte der Medizin158 Suppl 4, 1–6. https://doi.org/10.1007/s15006-016-8302-1

Hyaluronik Asit

Hyaluronik asit yapı itibari ile su molekülleri ile bileşik oluşturabilen ve  cildin nem oranını artırarak cildin esneklik kazanmasını ve bu sayede kırışıklarının giderilmesi ve gözle görülebilen ince çizgilerin yok edilmesini sağlayan bir polimerdir. Kendi moleküler ağırlığını yaklaşık 1000 katı kadar su molekülünü tutarak kompleks bileşik oluşturur. Genel olarak vücudumuz bu asidi Cilt bağ dokusunda ve eklemlerde üretmektedir.

Ancak yaşın ilerlemesi ile bu üretim yavaşlamaktadır dolayısıyla dışarıdan kozmetik cilt bakım ürünleri ile  takviye olarak alınması ve cildin desteklenmesi gerekir. Bu bileşiği içeren bazı cilt bakım ürünleri cildin en üst katmanlarının nemlenmesi sağlar. Üst cilt tabakasına yerleşen Hyaluronik asit moleküller suyu tutarak cildin nemli kalmasını sağlar ve böylece cilt canlı, taze ve sağlıklı bir görünüm kazanır. Yaşlanmanın etkileri olan ince çizgilerin giderilmesi için hyaluronan kullanılmalıdır.

Hyaluronan’ın molekül ağırlıkları farklıdır. Hyaluronik asit yüksek moleküler ağırlıklara sahip ya da mikro-moleküler olabilmektedir.  Bu iki bileşiğin cildin farklı tabakalarına geçme özelliği bulunur. Yüksek moleküler hyaluronan cildin üst tabakası yani epidermise etki ederken cildi nemlendir ve cilt nemli pürüzsüz daha parlak görünür. Mikro moleküler Hyaluronan ise cildin alt tabası yani dermis tabakasına kadar ilerleyerek cildin kırışıklarının giderilmesi ince çizgilerin yok edilmesinde bu sayede cildin dolgun görünmesine ve gençleşmeye sebep olur.

Hylauronan’ın ayrıca  antioksidan ve antibakteriyel özellikleri de bulunmaktadır. Antioksidan özelliği ile  cilde zarar veren  etkenlere karşı koruma kalkanı oluştururken Antibakteriyel özelliği ile de yaraların daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Bu sayede ciltteki leke ve sivilcelerin tedavi edilmesinde de kullanılabilir. Cildinizi nemlendirir koruma kalkanı sayesinde  bariyer oluşturarak cildinizi daha genç dinç ve dinamik gösterir ve buna bağlı olarak yaşlılığa bağlı ince kırışıklıkları azaltır.

Kolajen Nedir? Ne İşe Yarar?

Özet

İnsan cildinde yaşa bağlı olarak yaşlanma ve dış faktörlere bağlı olarak UV ışınlarına maruz kalma ile ciltte yaşlanma (foto-yaşlanma) gerçekleşir. 

Cilt biyolojisinin neredeyse her yönü yaşlanmadan etkilenir. Yaşamsal bariyer işlevi gören epidermisin kendini yenileme yeteneği yaşla birlikte azalır.

Cildin büyük bölümünü oluşturan ve güç ve esneklik kazandıran dermal kolajenöz hücre dışı matris, derinin mekanik özelliklerini ve dermal hücre fonksiyonlarını olumsuz bir şekilde etkileyen kademeli parçalanmaya maruz kalır.  Kolajen desteği ile bu yaşa bağlı etkiler giderilebilir. 

Anahtar Kelimeler: kolajen, collagen, kozmetik, dermatoloji,

Kolajen Nedir? Ne İşe Yarar?

Kolajen vücudun yapı taşları arasında yer alan takviye olarak da alınabilen cildin esnekliği ve dayanıklılığından sorumlu, eklemlerde de yer alan bir proteindir.  Yaşlanma ile birlikte vücudumuzdaki kolajen parçalanır ve vücudumuzda kolajen üretilmesi zorlaşır.

Düzenli ve sağlıklı beslenme ile vücudumuzda kolajen yapımına yardımcı olmakla birlikte dışarıdan takviye ve destekleyici maddeler ile vücudumuzdaki kolajen miktarının artışına yardımcı olabilir. Kolajen ciltteki kırışıklıkların giderilmesi cilt kuruluğunun azaltılması ayrıca eklem rahatsızlıklarının giderilmesi ve  eklemlerde hareketin kolaylaştırılması için kullanılır.

Kolajenin Derideki Potansiyel İşlevleri 

Hücre Yaşlanması ve Yenilenmesindeki Rolü

Cilt, diğer birçok organ gibi, zaman ilerlemesi ve buna bağlı hormonal ve diyet değişiklikleri ile birçok değişikliklere uğrar. Bununla birlikte, diğer birçok organın aksine cilt, özellikle güneşten gelen UV ışınından olmak üzere çevresel faktörlerden doğrudan etkilenir. 

UV ışınlarına kronik maruz kalma, yıllar geçmesinden kaynaklanan yaşlanmayla birlikte (kronolojik yaşlanma) üst üste gelen yaşlı bir fenotipe (foto-yaşlanma) neden olur. Sonuç olarak, vücudun yüz, boyun, kollar veya ellerin arkası gibi sıklıkla güneşe maruz kalan bölgeleri, vücudun diğer bölgelerine göre gözle görülür yaşlanma belirtilerini daha hızlı kazanır.

Tüm bu olayların sonunda derideki hücre dışı matrislerinde, Fibriller yani Tip 1 ve Tip 3 kolajenler azalır.  Bu kolajenlerin azalması biyokimyasal olarak yaşlanmış bir cildin belirtecidir. (1,2,3). Ciltte bu kolajenlerin miktarının azalması neticesinde de deride kırışıklık ve elastikiyet kaybı oluşur. (4) Kolajen içeren ürünlerin kullanılması ile elastikiyet kaybı giderilerek Hücre yaşlanması engellenebilir.

Sağlıklı Bir Cilt İçin Kolajen Takviyesi Alınmalı, Güneş Işınlarına Maruz Kalınmamalıdır.

Deride en bol bulunan yapısal protein olan tip I kolajenin organizasyonu ve yapısındaki değişiklikler cilt yaşlanmasının belirtecidir. Yaşlı bir ciltte genç cilde oranla kolajen fibrilleri daha düzensiz, yoğun kümelenmiş ve  kırılma eğiliminde gözlenmektedir. Özellikle Güneş ışınlarına maruz kalan cilt yaşlanma eğilimdedir topikal uygulama ile epidermal tabakaya iletilebilir, ve bu deformasyonlar cilde kullanılan krem yada serumlar ile azaltılabilir. (5)

Kolajen Oluşumunda C Vitaminin Etkisi

C Vitamini kolajen molekülünün üçüncül yapısını sabit tutan bir kofaktör olarak görev yapmasının yanı sıra gen ekspresyonunu da uyarır. Deride kolajen oluşumu çoğunlukla dermisteki fibroblastlar tarafından gerçekleşir. C vitamini olmadığında Fibroblastlar kolajen üretimini hem azaltır hem de oluşan proteinlerin yapısında değişimler meydana gelir. (6)

Serbest Radikallerin Kolajen Üretimine Etkisi

Serbest Radikaller, Dermal hücre dışı matriste parçalanmış kolajenin birikmesine ve cildin kronolojik olarak yaşlanmış ve foto-yaşlanmış insan derisinde kolajen üretiminde de sürekli azalmaya yol açar.  Genç deride, dermal hücre dışı matris içinde bulunan sağlam kolajen, fibroblastlara bağlanarak cilde mekanik direnç sağlar. 

Böyle Fibroblastlar gergin haldedir.  UV ışınlarına (foto-yaşlanma) veya oksidatif strese (kronolojik yaşlanma) maruz kaldığında, artan ROS, pro-kolajen üretimini azaltır. Kronik UV maruziyeti ve zamanın geçişi ile ortaya çıkan kolajen fragmanlarının birikmesi, dermal ekstraselüler matrisin mekanik ve fonksiyonel özelliklerini bozar. (7, 8)

Kolajenin Cilt Kuruluğuna Etkisi

Genç cilt sıkı, pürüzsüz ve parlak bir görünüme sahipken, zamanla içsel ve dışsal yaşlanma süreçleriyle dermis ve epidermisin yapısında derin değişiklikler meydana gelir. Dermisin kollajen yoğunluğu yaşla birlikte azalır ve dermal kalınlıkta bir azalma ile ilişkilidir. (9)

Dermal kollajen ağı, daha kısa ve daha az organize lifler sunarak ve bozulmuş kollajen parçalarını biriktirerek giderek daha fazla parçalanır. (10)  Papiller dermisin elastik lifleri yaşlanma sırasında bütünlüğünü kaybeder ve dermal-epidermal bileşkeye daha az ulaşır.

Esneklik ve güçteki bu genel kayıp, sarkma ve kırışmaya yol açar. (11, 12) Hem epidermiste hem de dermiste bol miktarda bulunan hyaluronik asit miktarı yaşla birlikte azalır. (13) Bu, yaşlanan insanların tipik olarak kuru cildine yol açan ve en önemlisi epidermal bariyer işlevini bozan nemi tutma kapasitesinin azalmasına yansır. (14)

Kolajen Takviyesinin Yara İyileşmesindeki Rolü

Yaralar, enfeksiyon oluşma ihtimali nedeniyle her zaman ciddiyeti koruyan bir konu olmuştur. Bu nedenle, yaraların kontrol altında tutulması, kapsamlı iyileşme ve ardından yaranın yara bölgesinden çıkarılması için her zaman ek çaba gerektirir. Kolajen içeren kremler ve biyomalzemelerin kronik yaraların tedavisindeki rolü iyi bilinmektedir.  Yara iyileşmesi için geliştirilen formülasyonların bileşiminde kolajen önemli bir bileşen olarak kabul edilir. (15)

Kolajen Cilt Kırışıkları Üzerindeki Etkisi

Yaşlanan cildin çeşitli klinik özellikleri arasında cilt kırışıklıkları en çok göze çarpan değişikliklerden biridir. Kronik kas kasılması veya yerçekimi kuvvetleri dahil olmak üzere çeşitli nedensel faktörlerin kırışıklık oluşumunu kolaylaştırdığı öne sürülse de, esas olarak dermal tabakayı destekleyen hücre dışı matrisin (ECM) kantitatif azalması ve kalitatif bozulmasının bunlardan biri olduğu düşünülmektedir. Bu noktada da ciltte bulunan Kolajen proteinin yapısı, düzeni, miktarı etkilidir ve takviye edilmesi gereklidir. (16)

Kolajen Eksikliği Belirtileri Nelerdir? 

Kolajen eksikliği cildimizde hemen fark edilebilir. Cildimiz sıkılığını, dinamik, gergin görünümünü yitirir ve sarkarak cilt eski parlaklığını kaybeder, kırışıklıklar gözle görülür halde belirginleşir. Ayrıca cildin nem oranının bozulmasına bağlı olarak cilt üzerinde kırışık, renk bozuklukları, yara, yanık, kesik gibi durumlarda iyileşmenin gecikmesi, solgun ve renksiz cilt görünümü, kaz ayağı görünümünde artış, göz ve yüz çevresinde morarma, çukurluk gibi değişiklikler görülebilir.

Cildin Maruz Kaldığı Zararlı Etkenler

Yaşam boyunca cildimizin maruz kaldığı zararlı etkenler;

  • Normal yaşlanmaya bağlı olarak bozulma, elastikiyet kaybına ve kırışıklık oluşumuna sebep olur.
  • Cildimiz Renk bozulmasına, kuruluğa ve hızlı kırışmaya yol açan elementlere maruz kalır
  • Cildimiz çeşitli Oksitleyici güzellik ve temizlik ürünlerine (saç boyaları, sabunlar, deterjanlar, ağartıcılar) maruz kalma dahil olmak üzere kimyasallara maruz kalır.
  • Ve son olarak cildimiz Yaralama ve yanma gibi doğrudan etkenlere maruz kalabilir.

Peki Kolajen Takviyesi Neden Gereklidir?

  • Kolajen ciltte bol miktarda bulunan proteindir. Yaşlanma ile birlikte cildin derin tabakalarında kolajen kaybı azalır. Buna bağlı olarak da cilt esnek ve dinamik görünümünü kaybeder. Elastikiyet kaybına bağlı olarak da kırışıklıklar artış gösterir. Kolajen içeren serum, krem ve tonikler kullanılarak cildin esnekliği artırılarak nem dengesi sağlanabilir. Kırışıklıklar önlenerek cildin geç görünmesi sağlanır.
  • Kolajen takviyesi Hyaluronik asit üretimi ile de ilişkilidir. Bu nedenle Kozmetik ürünlerde kolajen ve hyaluronik asit bir arada kullanılabilir.
  • Buna ilave olarak Askorbik asit içeren ürünlerde kullanılırsa Kolajen üretimi daha da artar.
  • Yaşlanmaya bağlı olarak ciltte selülit görünümü ortaya çıkar. Kolajen uygulamak özellikle kadınlarda kalça ve bacaklarda oluşan selülit görünümünü engeller.
  • Cildin daha parlak ve pürüzsüz görünmesini sağlar.
  • Cilt kuruluğunu engelleme de yardımcıdır.
  • Cildin maruz kaldığı etkilere karşı, Anti oksidan gibi davranarak serbest radikalleri ortadan kaldırırak hücre yaşlanmasını geciktirir. Bunun yanında hücre onarımını sağlayarak, yara iyileşmesinde de etkilidir.

Sağlıklı Bir Cilt İçin Kolajen

Kolajen Deride en bol bulunan lif oluşturan proteindir. İnsan derisinin yağsız kuru ağırlığının ~%80’ini oluşturur. Vucudumuzdaki tüm proteinlerin ise yaklaşık %30’u Kolajen proteinidir.

Dolayısıyla insan vücudu için önemli bir proteindir. Kolajen ismi Yunanca‘da tutkal anlamına gelen “kolla“ sözcüğünden gelir. Tıpkı bir tutkal gibi dokuları bir arada tutmayı sağlamaktadır. Temel işlevi bağ dokusunu güçlendirmek, cilde esneklik, dinç görünüm ve sıkılık kazandırmaktır.

Sadece Ciltte bulunmaz; bağ dokusu, tendon ve eklemler, damar duvarı, göz, diş, kemik ve saçlar da dahil olmak üzere tüm vücutta doku ve organlarda bulunur. 25 yaşından sonra kolajen üretimi vücudumuzda azalmaya başlar. Bu yaş aralığı 40 yaşlarına ulaştığında %10-20 arasında bir kolajen kaybı söz konusu olur.

Bu kayıplar normaldir. İnsan doğası gereği birçok dış etkenlere maruz kalır ve bunun yanında da doğal yaşlanma süreci vardır. Yaşımız ilerledikçe cildimizde kuruma, incelme, sarkma, kırışıklıklar, güneş lekeleri, yanık izleri, saç kalitesinde bozulma, tırnaklarda kırılma ortaya çıkar.

Kolajen proteini yaşlanma belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur. Bu sayede kişinin cildinin daha dinamik, gergin, parlak bir görünüm kazanmasını sağlar. Kolajen takviyesi, cildin dışarıdan maruz kaldığı etkenlerin yarattığı toksik maddelerin zararlı etkilerini ortadan kaldırır.

Böylece yaşlanma sürecini yavaşlatarak kırışıklıkların belirgin hale gelmesini ve yeni kırışıklıkların oluşmasını engeller. Bunun yanında Kolajen takviyelerinin cilt kuruluğunu giderdiğini gösteren çalışmalar da vardır. Bunun yanında Kolajen takviyelerinin C vitamini, Hyaluronik asit içeren kremler, serumlar, tonik ve losyanların kullanılması onarım sürecini hızlandırır.

Kaynakça:
  1. SMITH, J. G., Jr, DAVIDSON, E. A., SAMS, W. M., Jr, & CLARK, R. D. (1962). Alterations in human dermal connective tissue with age and chronic sun damage. The Journal of investigative dermatology39, 347–350. https://doi.org/10.1038/jid.1962.122
  2. Lavker R. M. (1979). Structural alterations in exposed and unexposed aged skin. The Journal of investigative dermatology73(1), 59–66. https://doi.org/10.1111/1523-1747.ep12532763
  3. Pieraggi, M. T., Julian, M., & Bouissou, H. (1984). Fibroblast changes in cutaneous ageing. Virchows Archiv. A, Pathological anatomy and histopathology402(3), 275–287. https://doi.org/10.1007/BF00695081
  4. Hanson, K. M., & Simon, J. D. (1998). Epidermal trans-urocanic acid and the UV-A-induced photoaging of the skin. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America95(18), 10576–10578. https://doi.org/10.1073/pnas.95.18.10576
  5. Varani, J., Spearman, D., Perone, P., Fligiel, S. E., Datta, S. C., Wang, Z. Q., Shao, Y., Kang, S., Fisher, G. J., & Voorhees, J. J. (2001). Inhibition of type I procollagen synthesis by damaged collagen in photoaged skin and by collagenase-degraded collagen in vitro. The American journal of pathology158(3), 931–942. https://doi.org/10.1016/S0002-9440(10)64040-0
  6. Nusgens, B. V., Humbert, P., Rougier, A., Colige, A. C., Haftek, M., Lambert, C. A., Richard, A., Creidi, P., & Lapière, C. M. (2001). Topically applied vitamin C enhances the mRNA level of collagens I and III, their processing enzymes and tissue inhibitor of matrix metalloproteinase 1 in the human dermis. The Journal of investigative dermatology116(6), 853–859. https://doi.org/10.1046/j.0022-202x.2001.01362.x
  7. Harman D. (1992). Free radical theory of aging. Mutation research275(3-6), 257–266. https://doi.org/10.1016/0921-8734(92)90030-s
  8. Fisher, G. J., Quan, T., Purohit, T., Shao, Y., Cho, M. K., He, T., Varani, J., Kang, S., & Voorhees, J. J. (2009). Collagen fragmentation promotes oxidative stress and elevates matrix metalloproteinase-1 in fibroblasts in aged human skin. The American journal of pathology174(1), 101–114. https://doi.org/10.2353/ajpath.2009.080599
  9. Shuster, S., Black, M. M., & McVitie, E. (1975). The influence of age and sex on skin thickness, skin collagen and density. The British journal of dermatology93(6), 639–643. https://doi.org/10.1111/j.1365-2133.1975.tb05113.x
  10. Varani, J., Dame, M. K., Rittie, L., Fligiel, S. E., Kang, S., Fisher, G. J., & Voorhees, J. J. (2006). Decreased collagen production in chronologically aged skin: roles of age-dependent alteration in fibroblast function and defective mechanical stimulation. The American journal of pathology168(6), 1861–1868. https://doi.org/10.2353/ajpath.2006.051302
  11. Calleja-Agius, J., Brincat, M., & Borg, M. (2013). Skin connective tissue and ageing. Best practice & research. Clinical obstetrics & gynaecology27(5), 727–740. https://doi.org/10.1016/j.bpobgyn.2013.06.004
  12. Kligman, A. M., Zheng, P., & Lavker, R. M. (1985). The anatomy and pathogenesis of wrinkles. The British journal of dermatology113(1), 37–42. https://doi.org/10.1111/j.1365-2133.1985.tb02042.x
  13. Sakai, S., Yasuda, R., Sayo, T., Ishikawa, O., & Inoue, S. (2000). Hyaluronan exists in the normal stratum corneum. The Journal of investigative dermatology114(6), 1184–1187. https://doi.org/10.1046/j.1523-1747.2000.00992.x
  14. Verdier-Sévrain, S., & Bonté, F. (2007). Skin hydration: a review on its molecular mechanisms. Journal of cosmetic dermatology6(2), 75–82. https://doi.org/10.1111/j.1473-2165.2007.00300.x
  15. Sharma, S., Rai, V. K., Narang, R. K., & Markandeywar, T. S. (2022). Collagen-based formulations for wound healing: A literature review. Life sciences290, 120096. https://doi.org/10.1016/j.lfs.2021.120096
  16. Fisher, G. J., Kang, S., Varani, J., Bata-Csorgo, Z., Wan, Y., Datta, S., & Voorhees, J. J. (2002). Mechanisms of photoaging and chronological skin aging. Archives of dermatology138(11), 1462–1470. https://doi.org/10.1001/archderm.138.11.1462

 

 

Ölmez Otu Çiçeği Nedir?

Özet

Ölmez çiçeği olarak bilinen helichrysum italicum bitkisi genellikle akdeniz ülkelerinin alternatif tıbbında önemli rol oynamaktadır. Geleneksel bilgilere bakıldığında farmakolojik etkileri nedeni ile  aktif araştırmaların odak noktası olmuştur. Bu derleme Helichrysum italicum’ un farmakolojik aktiviteleri, yağı ve yağın bileşimi, hücre canlanması çoğalması ve yenilenmesi hakkında mevcut bilgi durumuna genel bir bakış sağlamayı amaçlamaktadır.

Malzemeler ve yöntemler

Bu derleme yazılırken ilgili veriler  “Directory of Open Access Journals”, “Google Scholar”, “ISI Web of Knowledge”, “PubMed”, “ScienceDirect” içerisinde “ Helichrysum” ve “ H. italicum ” anahtar kelimeleri kullanılarak araştırma yapılmıştır.  Yerli ve yabancı kitaplardan  ve diğer kaynaklardan elde edilen bilgilere de yer verilmiştir.

Giriş

Helichrysum cinsine ait bitkilerin geçmiş tarihi ilk literatür Historia Plantarum” (MÖ 3.–2. yüzyıl) olup, Eresos’lu Yunan Theophrastus yazmıştır. Bu kaynakta   “ Heleiochrysos ”un yanıkların (bal ile karıştırılarak) ve zehirli hayvanların sokması/ısırıklarının tedavisinde kullanılabileceğini bildirmektedir. (1) 

Bu cinse isim verilirken cinse ait bitkilerin çiçeklerinin salkım halinde ve parlak sarı renkte olması nedeni ile güneş ve altın anlamına gelen Yunanca “helios” ve “chryos” kelimelerinden faydanılmıştır (2). Tıbbi bir bitki olarak  Helichrysum cinsine ait türler  incelenmeye başlandığında bazı türler arasında büyük benzerlik bulunması nedeni ile karmaşık bir cins olarak sınıflandırılmıştır. Bu nedenle bitkilerin doğru tanımlanması ve tarihsel bakımdan incelenmesinde zorluklar yaşanabilir. (3)  

Son yıllarda bu cinsin popüler olan çalışmalardan bazıları bazıları Helichrysum arenarium (L.) Moench (4) , Helichrysum stoechas (L.) Moench (5), Helichrysum graveolens (M Bieb) Sweet (6)  Bu türlere olan ilgi geleneksel terapötik olarak kullanılmasından ileri gelmektedir.

Orta Avrupa’da Helichrysum arenarium çiçek salkımlarının kullanımı antiseptik, koleretik ve spazmolitik özellikleri nedeniyle araştırma konusu olmuştur (3), Helichrysum graveolens ise Türkiye’de diyabetes mellitus semptomlarının kontrolünde, yara iyileşmesi, hücre yenilenmesi  ve diüretik olarak  raporlanmıştır (6).

Helichrysum stoechas , İspanya’ da  halk tıbbında özellikle anti-inflamatuar ve yara iyileştirici özelliklerinin yanı sıra diş ağrısı, ürolojik bozuklukları için kullanılmıştır  (7) 

Ayrıca Helichrysum italicum’un farmakolojik ve tıbbi özellikleri üzerine ilk bilimsel çalışmalar , 20. yüzyılın 40’lı ve 50’li yıllarında sedef hastalarında klinik araştırmaları yapılan Leonardo Santini’ye atfedilir. Ancak bulguları çok az öneme sahip dergilerde yayınlanmış ve ölümünden sonra büyük ölçüde göz ardı edilmiştir  (8) Helichrysum italicum kullanımı, diğer çalışmaların yanı sıra ek olarak solunum yolu ile ilgili olanlar gibi enflamatuar ve alerji durumlarının yanı sıra cilt durumlarında da bildirilmiştir. (6).

Helichrysum italicum için Özellikle uçucu yağları elde edildikten sonra yara iyileşmesi ve diğer cilt rahatsızlıkları, özellikle bazı hematom ve yara izlerini iyileştirmesinde ilgi çekici aromaterapi uygulamaları  çalışılmış olup hiç bir eleştiri ile karşılaşmamıştır. (6).

Gelişmeler

Helicrysum’un kimyasal bileşiminde Neril asetat (35.5), gama-Curcumene (13.9), alpha-Pinene (8.9), alpha-Curcumene (4.3), Italisen (4.0), Limonen (3.6), Neril Propionate (3.1), Okaliptol (2.3), Copaene ( 2.2) vardır (9) yapılan bir başka çalışmada ise bileşiminde çeşitli kimyasallar  H. italicum uçucu yağında tanımlanan kırk altı bileşen , toplam uçucu yağ bileşiminin %98.37’sini temsil eder kalan %1,63 kısımdaki maddeler eser miktardadır. Yaklaşık %60’lık bir toplam nispi içerikle oluşturulan seskiterpen hidrokarbonlar, en bol bulunan kimyasal bileşik sınıfı iken, monoterpen hidrokarbonlar toplam bileşimin %18.52’sini oluşturur. Tespit edilen ana bileşenler γ-Curcumene (%14.07), Neril asetat (%12.96), α-Pinene (%12.38), β-Selinene (%11.27) ve α-Selinene (%7.27) dir (10)

Hücre yenilenmesi ve yara iyileşme sürecindeki önemli faktörler, kasılma ve epitelizasyondur [ 11 ] yapılan çalışmada Helicrysum’un esansiyel yağının  hücre yenilenmesi ve yara iyileşme yara iyileştirme potansiyelini değerlendirmede bu aşamaların izlenmesi çok önemlidir. 

Yapılan çalışmalar sonucunda Helicrysum’un  esansiyel yağı bazlı topikal preparasyon ile tedavi edilen fare  gruplarında kasılma değerlerinin daha yüksek olduğunu, dolayısıyla kasılma sonucunda epitelizasyonun daha yüksek olduğu rapor edilmiştir ve ayrıca epitelizasyon için daha kısa süre gerekli olduğu görülmüştür. Yara iyileşme potansiyeli, yara kontraksiyonunun hızlı olması ve epitelizasyonu kolaylaştırmaya yardımcı olan bu uçucu yağların temel özelliği  antimikrobiyal potansiyele sahip terpenleri içermesinden kaynaklanabilir.

Günlük topikal uygulamadan sonra, H. italicum esansiyel yağ bazlı merhem ve jel ile tedavi edilen sıçanlarda yara iyileşmesi kontraksiyonu, kontrol ve araç grupları ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu. Uçucu yağ içeren jel ve merhemin, sırasıyla %42.3 ve %39.87’lik yara iyileşmesi kasılması ile en etkili olduğu rapor edilmiştir (12)

Ayrıca yapılan diğer çalışmalarda niasinamid, hyaluronik asit (HA), karnosin, matrikin peptitleri, melatonin ve Akdeniz çiçekli bitkisi Helichrysum italicum’un bir ekstresini içeren bir su içinde yağ emülsiyonunu kullanan 117 birey, 12 haftaya kadar her gece bir kez bu karışımı yüzlerine uygulamışlardır.

Bu kullanımın sonucu çok ilgi çekicidir bu karışım insan cildinde ex vivo oksidatif stresi önemli ölçüde azalttığı ve Klinik olarak, hidrasyon (+ %64,4; p  < 0,05) ve transepidermal su kaybı (TEWL) değerlerinin (− %10,0; p  < 0,05) kullanımdan sonraki 1 saat içinde düzeldiği ve  Kırışıklık sayıları %18.9’a ( p  < 0.05), kahverengi ve UV leke sayıları sırasıyla %5.5 ( p  < 0.05) ve %13.2’ye ( p < 0.05) kadar azaldığı ifade edilmiştir. Laktik asit kaynaklı cilt yorgunluğu, karışımın  kullanımdan sonraki 7 gün içinde önemli ölçüde azaldığı rapor edilmiştir. Ayrıca  Deneklerin %86.7’si cildini daha canlı  hissettiği rapor edilmiştir (13)

Bu çalışmadaki bir diğer rapor bu özütlerden elde edilen krem, çevresel faktörlerin neden olduğu cilt hasarını azaltığı  ve gece kullanımı  yaşlanmanın özellikle kırışıklık, kaz ayağı görünümünün azaltılmasında etkili olduğu ve  yaşlanmanın klinik belirtilerini iyileştirdiğini  ve  cilt tahrişini azalttığı yönünde bilgiler sunmuştur.

Soldaki görselde 28. 56. Ve 84. Günlerde etken maddenin etkisinin kaz ayağı görünümün etkisi ölçülmüştür. Ve Ortalama kırışıklık sayısı 28 gün (− %11.1; p  < 0.05), 56 gün (− %10.9; p  < 0.05) ve 84 gün (− %18.9; p  < 0.05) sonra önemli ölçüde azalmıştır ve Kırışıklık hacmi ise D56 (−%8,1; p  < 0,05) ve D84’te (−%14,8; p  < 0,05) azalmıştır (Tablo​(Tablo 3),3) ve bu kırışıklıkların ortalama derinliği D56’da ( p < 0.05) % 6.9 ve  D84’te % 7.7 ( p  < 0.05)  olmuştur.

Yapılan bir başka çalışmada ise cilt kuruluğunun birçok insan için önemli bir sorun olduğuna değinmiş ve  önlenmesi için helicrysum bitkisinin kullanılmasını önermiştir. Kuru cildin sebebi endojen veya eksojen faktörler olabilmektedir. su/lipidlerden yoksun bir stratum corneum Rahatsız edici pürüzlü ve pullu cilt yüzeyi oluşturmaktadır.

Bu Bir savunma reaksiyonudur ve cilt bariyerinin değiştirilmesi, homeostaz restorasyonunu başlatmak için sitokinlerin üretimini uyarır, ancak bu aynı zamanda bariyeri daha da zayıflatan bir inflamatuar yanıtı da indükleyebilir işte bu noktada Helichrysum özü, kuru cildin yönetimi için umut verici bir aktif bileşendir. (14)

Sonuç

Yapılan tüm bu araştırmalar sonucunda Helicrysum türlerinden elde edilen esansiyel yağlar ve bu yağların bileşimlerinden elde edilen kremler, jeller, pomadların cilt onarımını sağlamada, cilt kuruluğunda meydana gelebilecek hasarı gidermede, beraberinde Stratum corneum  ( Derinin dış tabakası, epidermis ) tabakasını yenilemede, hücre çoğalmasını tetiklemede, UV ışınlarının ciltte oluşturmuş olduğu olumsuz etkileri gidermede ve neticesinde de  cilt yaşlanmasını geciktirmekte de etkili olduğu düşünülmektedir.

Mucizevi Bitki İşte Ölmez Çiçek Hakkında Bilinenler

Bin yıllardır bitkilerin özleriyle şifa bulan insanoğlu, farklı coğrafyalarda ve farklı zamanlarda aynı bitkiyi farklı isimlerle anmıştır helicrysium bitkisi de bunlardan bir tanesidir. Bilimsel ismini Yunanca “helios” (güneş) ve “krysos” (altın) kelimelerinden köken almışken, saplarında bulunan bir bileşikten ötürü koparıldığında bile çürümeden kalmasından dolayı ölmez çiçek olarak anılıyor.

Ülkemizde daha çok Akdeniz bölgesinde kuru, kayalık veya kumlu zeminde yetişir ve diğer bir yöresel adı güneş otu olan kahramanımız adında geçtiği üzere güneşe çok fazla ihtiyaç duyuyor ve yaklaşık 50 cm yüksekliğe ulaşabilen yarı çalılıklar oluşturur. Bu bitkinin bu zamana kadar 500 farklı türü tespit edilmiştir.

Ölmez çiçek yağı, bitkinin çiçekli üst kısımlarından elde edilir. Yaklaşık olarak 350 kg bitkiden 1 kg ölmez çiçek yağı elde edilmektedir. Hasat edilen bitkiler, damıtma ünitelerinde damıtılır. Buhar yoluyla bitkiden uzaklaştırılan uçucu yağ, yoğuşturulur ve böylece en saf haline ulaşır.

Ölmez Çiçek Yağının Ciltteki Önemli Fonksiyonlarından Birisi Hücre

Yenileyici özelliği ile anti-aging cilt yaşlanmasına  karşıtı etki  gösteren uçucu yağlardan olmasıdır. Kozmetik bakım ürünlerinde tercih edilmesinin en önemli sebeplerinden birisi de budur. Hızlı emilen, cilt metabolizmasına dahil olarak cildi besleyen ve bakım sağlayan Ölmez Çiçek yağı, %100 doğal ve etkili bir cilt bakımı sunar. 

Yaşlanma karşıtı etkilerinin yanı sıra cildi UV ışınlarının zararlı etkilerinden korur ve UV ile yıpranan cilt tabakasını onarmada etkilidir. Cilt kuruluğu nedeni ile cilt yüzeyinde meydana gelebilecek hücre yıpranmalarına karşı hücreleri yenileyerek daha genç canlı ve dinamik ve parlak bir cilt görünüm elde etmeyi sağlar.

Ölmez çiçek ve bu bitkiden elde edilen kozmetik ürünler  yanlızca hücre yaşlanmasına karşı etkili değil bununla birlikte yara iyi edici, antiinflamatuar, antifungal, antibakteriyel, ve antioksidan özellikleri ile  cildinizde bulunan zararlı bakteri ve iltihaplanmaya sebep olacak etkenlerinde önüne geçer ayrıca cilt yüzeyinde meydana gelen lekelenmeler ve güneş yanıklarına karşı hücre yenilenmesinde bu bitkinin yağlarından faydalanıldığı bilinmektedir.

Kaynakça

1- Kattge, J., Bönisch, G., Díaz, S., Lavorel, S., Prentice, I. C., Leadley, P., Tautenhahn, S., Werner, G., Aakala, T., Abedi, M., Acosta, A., Adamidis, G. C., Adamson, K., Aiba, M., Albert, C. H., Alcántara, J. M., Alcázar C, C., Aleixo, I., Ali, H., Amiaud, B., … Wirth, C. (2020). TRY plant trait database – enhanced coverage and open access. Global change biology26(1), 119–188. https://doi.org/10.1111/gcb.14904  

2-  R.Perrinia   I., Morone-FortunatoaE., Lorusso bP.,  Avatob     Glands, essential oils and in vitro establishment of Helichrysum italicum (Roth) G. Don ssp. microphyllum (Willd.)Nyman (2008) https://doi.org/10.1016/j.indcrop.2008.07.010

3- N.G.PassalacquaaP.M.GuarrerabG.De Finec Contribution to the knowledge of the folk plant medicine in Calabria region (Southern Italy) (2007) Fitoterapia 78(1), 52-68

https://doi.org/10.1016/j.fitote.2006.07.005

4- Czinner, E., Hagymási, K., Blázovics, A., Kéry, A., Szoke, E., & Lemberkovics, E. (2000). In vitro antioxidant properties of Helichrysum arenarium (L.) Moench. Journal of ethnopharmacology73(3), 437–443. https://doi.org/10.1016/s0378-8741(00)00304-4

5- Carini, M., Aldini, G., Furlanetto, S., Stefani, R., & Facino, R. M. (2001). LC coupled to ion-trap MS for the rapid screening and detection of polyphenol antioxidants from Helichrysum stoechas. Journal of pharmaceutical and biomedical analysis24(3), 517–526. https://doi.org/10.1016/s0731-7085(00)00431-3

6-Aslan, M., Orhan, D. D., Orhan, N., Sezik, E., & Yeşilada, E. (2007). A study of antidiabetic and antioxidant effects of Helichrysum graveolens capitulums in streptozotocin-induced diabetic rats. Journal of medicinal food10(2), 396–400. https://doi.org/10.1089/jmf.2006.293

7- Rivera, D., & Obón, C. (1995). The ethnopharmacology of Madeira and Porto Santo Islands, a review. Journal of ethnopharmacology46(2), 73–93. https://doi.org/10.1016/0378-8741(95)01239-a

8- Bauer, J., Koeberle, A., Dehm, F., Pollastro, F., Appendino, G., Northoff, H., Rossi, A., Sautebin, L., & Werz, O. (2011). Arzanol, a prenylated heterodimeric phloroglucinyl pyrone, inhibits eicosanoid biosynthesis and exhibits anti-inflammatory efficacy in vivo. Biochemical pharmacology81(2), 259–268. https://doi.org/10.1016/j.bcp.2010.09.025

9- Han, X., Beaumont, C., & Stevens, N. (2017). Chemical composition analysis and in vitro biological activities of ten essential oils in human skin cells. Biochimie open5, 1–7. https://doi.org/10.1016/j.biopen.2017.04.001

10- Andjić, M., Božin, B., Draginić, N., Kočović, A., Jeremić, J. N., Tomović, M., Milojević Šamanović, A., Kladar, N., Čapo, I., Jakovljević, V., & Bradić, J. V. (2021). Formulation and Evaluation of Helichrysum italicum Essential Oil-Based Topical Formulations for Wound Healing in Diabetic Rats. Pharmaceuticals (Basel, Switzerland)14(8), 813. https://doi.org/10.3390/ph14080813

11- Li, Y., Li, J., Zhao, C., Yang, L., Qi, X., Wang, X., Zhou, Q., & Shi, W. (2021). Hyperglycemia-reduced NAD+ biosynthesis impairs corneal epithelial wound healing in diabetic mice. Metabolism: clinical and experimental114, 154402. https://doi.org/10.1016/j.metabol.2020.154402

12- Andjić, M., Božin, B., Draginić, N., Kočović, A., Jeremić, J. N., Tomović, M., Milojević Šamanović, A., Kladar, N., Čapo, I., Jakovljević, V., & Bradić, J. V. (2021). Formulation and Evaluation of Helichrysum italicum Essential Oil-Based Topical Formulations for Wound Healing in Diabetic Rats. Pharmaceuticals (Basel, Switzerland)14(8), 813. https://doi.org/10.3390/ph14080813

13-Granger, C., Brown, A., Aladren, S., & Narda, M. (2020). Night Cream Containing Melatonin, Carnosine and Helichrysum italicum Extract Helps Reduce Skin Reactivity and Signs of Photodamage: Ex Vivo and Clinical Studies. Dermatology and therapy10(6), 1315–1329. https://doi.org/10.1007/s13555-020-00443-2

14-Bize, C., Le Gélébart, E., Moga, A., Payré, B., & Garcia, C. (2021). Barrier disruption, dehydration and inflammation: Investigation of the vicious circle underlying dry skin. International journal of cosmetic science43(6), 729–737. https://doi.org/10.1111/ics.12748

Vitamin C Nedir? Ne İşe Yarar

Özet

Askorbik asit diğer ismi ile C vitamini Cilt yaşlanması, cilt onarımı, yara iyileşmesi, doku yenilenmesi gibi süreçlerin  düzenlenmesinde öenmli rol oynamaktadır. Bu yönü sayesinde  kozmetik  ürünlerin zorunlu bileşeni olarak görev yapar.

Bu derleme cildimizin doğal yaşam sürecinde maruz kaldığı zararlı etkenler  ve bu zararlı etkenlerin ciltteki olumsuz etkisini azaltmak amacı ile C vitamini kullanmanın faydalarını gösteren klinik araştırmaları özetlemeyi ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Askorbik asit, C vitamini, , kozmetik, dermatololoji.

C Vitamini Nedir? Ne İşe Yarar?

C vitamini diğer ismi ile  (askorbik asit), temel suda çözünür bir elektron verici basit, düşük moleküler ağırlıklı bir karbonhidrattır. C vitamini suda çözünen bir vitamindir. İnsan vücudu C vitamini üretimi için gerekli olan L-gulonolakton oksidaz adı verilen enzime sahip olmadığı için C vitamininin dışarıdan alınması gerekir. C Vitamini eksikliğinde iskorbit, cilt kalitesinin bozulması, diş eti hastalıkları diş kaybı,  kıl yapısında bozulma, deri altında kanama ( kırılganlık ve bağ dokusu morfolojisinin kaybı nedeniyle)  ve bunun yanı sıra geç yara iyileşmesi ( kolajen oluşumu ile ilişkili) görülür. (1)

C Vitaminin Derideki Potansiyel İşlevleri 

C Vitaminin Hücre Yaşlanması ve Yenilenmesindeki Rolü

Cildin  iki katmanı vardır ; epidermis ve dermis; epidermis tabakası yüzeye yakın olan tabakadır ve dermiş tabakasına göre 2-5 kat  daha fazla C vitamini bulundurur. (2)  Normal ve sağlıklı bir ciltte diğer vücut dokularında olduğu gibi yüksek konsantrasyonlarda C vitamini vardır.  Derideki C vitamininin çoğu hücre içi bölmelerde görülmektedir. Derideki vitamin C seviyeleri de birçok vücut organındaki hücrelerdeki miktar ile yakındır. Ancak yetersiz beslenme, stres, Uv ışınlarına maruz kalma, sigara kullanımı gibi durumlarda Ciltteki C vitamini oranını azalmaya başlar.

C Vitaminin Kolajen Oluşumundaki Etkisi

C Vitamini kolajen molekülünün üçüncül yapısını sabit tutan bir kofaktör olarak görev yapmasının yanı sıra gen ekspresyonunu da uyarır. Deride kolajen oluşumu çoğunlukla dermisteki fibroblastlar tarafından gerçekleşir. C vitamini olmadığında Fibroblastlar kolajen üretimini  hem azaltır hem de oluşan proteinlerin yapısında değişimler meydana gelir. (3)

Serbest Radikalleri Temizleme Etkisi

Günlük yaşamda cildimiz bir çok dış faktörlere maruz kalır. Örneğin UV radyonları, güneş ışınları vs gibi bu gibi dış faktörler cildimizde oksidatif hasara sebebiyet verir.

C vitamini  enzimatik savunmaları (katalaz, glutatyon peroksidaz ve süperoksit dismutaz) ve diğer enzimatik olmayan savunmaları (E vitamini, glutatyon, ürik asit ve karotenoidler gibi diğer farazi antioksidanlar) içeren antioksidanlardan bir tanesidir. Antioksidanların cilde oksidatif hasarı önleme kapasitesini belirlemek için yürütülen çalışmalarının çoğu, bu bileşiklerin bir kokteylini kullanmıştır. (4,6 )

Bunun yanı sıra  C vitamini, E vitamini ( 4, 5, 7 )   ile birlikte kullanıldığında ciltteki oksidatif hasarı azaltmada özellikle etkilidir . C vitamini burada E vitamini rejeneratörü olarak  işlev görür. Ve Böylece bu önemli lipitte çözünür radikal temizleyiciyi olan E vitaminini etkili bir şekilde geri dönüştürür ve hücre zarı yapılarındaki oksidatif hasarı azaltır. (8)

C Vitamini Eksikliği

C vitamini eksikliğinde ciltte fonksiyon kayıpları meydana gelir. Özellikle kolajen eksikliğine bağlı olarak yara iyileşmesi geç gerçekleşmektedir. Bunun yanında kırılganlığın artması ve bağ dokusunun morfolojik kayıpları ile birlikte deri altı kanamalar C vitamini eksik olan kişilerde daha fazla gözlemlenir.

Sağlıklı Bir Cilt İçin C Vitamini Hem Takviye Gıda Olarak Hem de Krem, Losyon, Tonik Vb. Solüsyonlar İle Desteklenebilir

C vitamini gıda ile yeterli miktarda alınmadığı  zaman kan plazma seviyelerinde eksikliği gözlenir bu gibi durumlarda  bir miktar C vitamini topikal uygulama ile epidermal tabakaya iletilebilir, ve bu eksiklik cilde kullanılan krem yada serumlar ile giderilebilir.   C vitamini suda çözünür ve yüklü bir moleküldür. Epidermal hücrelerin uç kısımlarında yük farkı olduğu için bariyer görevi görerek C vitaminini iter. Ancak Ortamda pH seviyesi 4 ün altında olduğunda bir miktar emilim meydana gelir. Bu sayede C vitamini Cilt tarafından emilir. (9)

Fotoyaşlanma ve UV Hasarına Karşı C Vitamini Aracılı Koruma

UV ışınlarına  maruz kalma nedeniyle ciltte meydana gelen değişikliklerin, daha yavaş olan ‘doğal’ yaşlanma süreciyle pek çok ortak noktası vardır; önemli bir fark, daha akut bir başlangıçtır. 

C vitamininin UV den kaynaklanan hasarı azalttığı  bilinmektedir. (10, 11, 12) UV kaynaklı foto-yaşlanma söz konusu ise ciltte doğrudan radikaller üretilmeye başlar ve antioksidan takviyesi gereklidir. Bu süreçte C vitamini hem topikal hem de diyetle alınmalıdır. (11,13,14 ). UV ışığının epidermisteki C vitamini içeriğini tükettiği görülmektedir.

(15,16) Yapılan deneysel çalışmalarda UV ışınlarına maruz kalmış kültüre edilen keratinosit hücrelerinde lipid peroksidasyonunu önler ve keratinositi apoptozdan koruyarak hücre ölümü engeller. (17, 18). UV ışınlarına karşı etkili koruma için E vitamini ile C vitamini kombinasyonları çok etkilidir. Bu kombinasyon ayrıca aşırı UV maruziyetinin neden olduğu iltihabı da azaltır. (19)

C Vitaminin Cilt Kuruluğuna Etkisi

Hücre kültürü çalışmaları, C vitamini takviyesinin lipitlerin üretimini artırdığı ve keratonistlerin farklılaşmasını indüklediğini göstermişse de C vitaminin cilt kuruluğunu etkileyip etkilemediği konusunda kesin bir sonuca varmak zordur. (20)

Vitaminin Cilt Kırışıkları Üzerinde Etkisi

Kırışıklıklar kronolojik yaşlanma sırasında oluşur ve UV ışınlarına maruz kalma veya sigara içme gibi dış etkenler ile süreç belirgin şekilde hızlanır. Kırışıklık oluşumunun derinin alt dermal tabakasındaki değişikliklerden kaynaklandığı düşünülmektedir. (21) Bunun yanında Kolajen kaybının, kolajen ve elastik liflerin bozulmasının ve dermal-epidermal bileşkedeki değişikliklerin kırışıklık oluşumuna  katkıda bulunabileceği düşünülür. (21, 22, 23, 24, 25)

Ciltteki kırışıklıkların veya ince çizgilerin görünümü, dış görünüş  üzerinde büyük bir etkiye sahiptir ve bu nedenle genellikle çalışmalarının odak noktasıdır.  Genellikle Cilt kırışıklıklarının giderilmesi için diğer antioksidanlar ve diğer doğal bileşikler ile bir karışım oluşturularak topikal uygulamalar yapılarak çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmalarda da kırışıklık ölçümünün zor olması nedeni ile tam olarak kırışıklıkları engellediği söylenemez. Ancak en güncel çalışmalarda çeşitli cilt katmanlarının kalınlığını belirlemek için gelişmiş ultrasonografi tekniği gibi teknolojileri kullanarak kırışıklıklarının derecesini belirlemeyi amaçlamıştır. (26)

C Vitaminin Yara iİileşmesindeki Rolü

Yara iyileşmesi 3 aşamadan oluşan karmaşık bir süreçtir. İnflamasyon, yeni doku oluşumu ve yeniden şekillenme (27) C vitamini kolajen sentezinde önemli bir kofaktördür. (28) yara bölgesinde hızlıca lokal inflamasyon ve kolajen üretimi başlar bu nedenle C vitamini hem topikal olarak uygulanabilir hemde besin takviyesi olarak alınabilir. (29) C vitamini ve E vitamini takviyesi geniş yanıkları olan çocuklarda yara iyileşmesini hızlandırmıştır. Son zamanlarda yapılan bir çalışmada C vitaminini silikon jel içinde topikal olarak uygulanması kalıcı yara izi oluşmasında önemli bir azalma ile sonuçlanmıştır. (30)

Cildin Maruz Kaldığı Zararlı Etkenler

Yaşam boyunca cildimizin maruz kaldığı zararlı etkenler;

  • Normal yaşlanmaya bağlı olarak bozulma, elastikiyet kaybına ve kırışıklık oluşumuna sebep olur.
  • Cildimiz Renk bozulmasına, kuruluğa ve hızlı kırışmaya yol açan elementlere maruz kalır
  • Cildimiz çeşitli Oksitleyici güzellik ve temizlik ürünlerine (saç boyaları, sabunlar, deterjanlar, ağartıcılar) maruz kalma dahil olmak üzere kimyasallara maruz kalır.
  • Ve son olarak cildimiz Yaralama ve yanma gibi doğrudan etkenlere maruz kalabilir.

Peki C Vitamini Neden Gereklidir?

  • Cilt fibroblastları, kolajen sentezi ve dermiste kolajen/elastin dengesinin düzenlenmesi için C vitaminine mutlaka ihtiyaç vardır.  Kültüre edilmiş hücrelerle ilgili çok sayıda in vitro veri vardır. Ek olarak, hayvanlara C vitamini takviyesi, in vivo kolajen sentezinde artış göstermiştir.
  • Deri keratinositleri, yüksek konsantrasyonlarda C vitamini biriktirme kapasitesine sahiptir ve bu, E vitamini ile birlikte UV ışınlarına karşı koruma sağlar. Bu bilgiler, hayvan ve insan çalışmalarından elde edilen destekleyici bilgilerle kültürlenmiş hücrelerle yapılan in vitro çalışmalardan elde edilebilir.
  • Kültürde keratinositlerin analizi, C vitamininin antioksidan enzimlerin gen ekspresyonunu, fosfolipidlerin organizasyonunu ve birikimini etkilediğini ve stratum corneum oluşumunu ve genel olarak epitelin farklılaşmasını desteklediğini göstermiştir.
  • Topikal uygulama yoluyla C vitamininin cilde iletilmesi öenmlidir. Bazı insan çalışmaları UV ışınlarından korunma açısından faydalı bir etki önermiş olsa da, en etkili formülasyonlar hem C hem de E vitaminlerini birlikte cilde iletilmesi ile gerçekleşir.
  • İyi  bir cilt sağlığı için, meyve ve sebze alımı önemli bir faktördür. C Vitamini Meyve ve sebzelerde aktif bileşen tanımlanmamıştır
  • İnsan derisindeki yaşlanma belirtileri, C vitamini takviyesi ile iyileştirilebilir. Cilt değişikliklerinin ölçülmesi zor olsa da, bir dizi çalışma bunu desteklemektedir. Bazı çalışmalar, C vitamininin kolajen birikimi ve kırışıklık derinliğini azalttığına dair önemli veriler sunmaktadır.
  • C vitamini takviyesi, yara iyileşmesine büyük ölçüde yardımcı olur ve sert tabakalı yara oluşumunu en aza indirir. Bu, insanlarda ve hayvanlarda yapılan çok sayıda klinik çalışmada kanıtlanmıştır.

Askorbik Asit

C vitamini yani Askorbik asit suda çözünen bir vitamindir. İnsan vücudu C vitamini üretimi için gerekli olan L-gulonolakton oksidaz adı verilen enzime sahip olmadığı için C vitamininin dışarıdan alınması gerekir.

Günlük yaşamımızda cildimiz normal yaşlanmaya bağlı olarak deforme olur, buna ilave olarak  elastikiyet kaybı ve kırışıklık oluşumu gözlenir, ayrıca çeşitli ışınlara maruz kalma sonucunda cilt renginin  bozulması, cilt kuruluğuna ve hızlı kırışmaya yol açan elementlere maruz kalır.  

Ayrıca cildimiz Çeşitli Oksitleyici güzellik ve temizlik ürünlerine (saç boyaları, sabunlar, deterjanlar, ağartıcılar) ve  çeşitli kimyasallara maruz kalmanın yanı sıra yaralama ve yanma gibi doğrudan etkenlerle de karşı karşıyadır. İşte bu dış faktörler cildimiz üzerindeki birçok olumsuz etki yaratır.  

C vitamininin aslında bilinen en önemli etkisi insan vücudunda bağışıklık sistemini güçlendirmesidir.  Bunun yanında C vitamini vücuda hem besinsel hem de topikal olarak uygulandığı zaman; Askorbik asit isminden de anlaşılacağı gibi asitli bir bileşik olduğu için cildin üst tabakalarına peeling etkisi yaparak daha pürüzsüz görünmesini sağlar.

Cildin renk tonunu eşitler. Göz altı morluklarının giderilmesinde yardımcı olur. Kolajen üretimine yardımcı olduğu için cildin esnek olmasını sağlar. Cildin daha parlak, daha canlı görünmesini sağlar. Ciltteki ince çizgilerin yok edilmesi ve Anti-aging etkisi ile kırışıklıkların giderilmesine yardımcı olur. Kolajen ve elastin üretimine katkıda bulunduğu için yara izlerinin oluşmasını da engeller. Ayrıca Ciltte biriken toksik maddelerin, serbest radikallerin giderilmesi ile de yüzdeki solgun ve yorgun görünümü alır.

Kaynakça
  • Talarico, V., Aloe, M., Barreca, M., Galati, M. C., & Raiola, G. (2014). Do you remember scurvy?. La Clinica terapeutica165(5), 253–256. https://doi.org/10.7417/CT.2014.1755

 

 

  • Nusgens, B. V., Humbert, P., Rougier, A., Colige, A. C., Haftek, M., Lambert, C. A., Richard, A., Creidi, P., & Lapière, C. M. (2001). Topically applied vitamin C enhances the mRNA level of collagens I and III, their processing enzymes and tissue inhibitor of matrix metalloproteinase 1 in the human dermis. The Journal of investigative dermatology116(6), 853–859. https://doi.org/10.1046/j.0022-202x.2001.01362.x

 

  • Stewart, M. S., Cameron, G. S., & Pence, B. C. (1996). Antioxidant nutrients protect against UVB-induced oxidative damage to DNA of mouse keratinocytes in culture. The Journal of investigative dermatology106(5), 1086–1089. https://doi.org/10.1111/1523-1747.ep12339344

 

  • Lin, J. Y., Selim, M. A., Shea, C. R., Grichnik, J. M., Omar, M. M., Monteiro-Riviere, N. A., & Pinnell, S. R. (2003). UV photoprotection by combination topical antioxidants vitamin C and vitamin E. Journal of the American Academy of Dermatology48(6), 866–874. https://doi.org/10.1067/mjd.2003.425

 

  • Darr, D., Dunston, S., Faust, H., & Pinnell, S. (1996). Effectiveness of antioxidants (vitamin C and E) with and without sunscreens as topical photoprotectants. Acta dermato-venereologica76(4), 264–268. https://doi.org/10.2340/0001555576264268

 

  • Dreher, F., Gabard, B., Schwindt, D. A., & Maibach, H. I. (1998). Topical melatonin in combination with vitamins E and C protects skin from ultraviolet-induced erythema: a human study in vivo. The British journal of dermatology139(2), 332–339. https://doi.org/10.1046/j.1365-2133.1998.02447.x

 

  • Tanaka, K., Hashimoto, T., Tokumaru, S., Iguchi, H., & Kojo, S. (1997). Interactions between vitamin C and vitamin E are observed in tissues of inherently scorbutic rats. The Journal of nutrition127(10), 2060–2064. https://doi.org/10.1093/jn/127.10.2060

 

 

  • McArdle, F., Rhodes, L. E., Parslew, R., Jack, C. I., Friedmann, P. S., & Jackson, M. J. (2002). UVR-induced oxidative stress in human skin in vivo: effects of oral vitamin C supplementation. Free radical biology & medicine33(10), 1355–1362. https://doi.org/10.1016/s0891-5849(02)01042-0

 

  • Lin, J. Y., Selim, M. A., Shea, C. R., Grichnik, J. M., Omar, M. M., Monteiro-Riviere, N. A., & Pinnell, S. R. (2003). UV photoprotection by combination topical antioxidants vitamin C and vitamin E. Journal of the American Academy of Dermatology48(6), 866–874. https://doi.org/10.1067/mjd.2003.425

 

  • Darr, D., Dunston, S., Faust, H., & Pinnell, S. (1996). Effectiveness of antioxidants (vitamin C and E) with and without sunscreens as topical photoprotectants. Acta dermato-venereologica76(4), 264–268. https://doi.org/10.2340/0001555576264268

 

  • Nakamura, T., Pinnell, S. R., Darr, D., Kurimoto, I., Itami, S., Yoshikawa, K., & Streilein, J. W. (1997). Vitamin C abrogates the deleterious effects of UVB radiation on cutaneous immunity by a mechanism that does not depend on TNF-alpha. The Journal of investigative dermatology109(1), 20–24. https://doi.org/10.1111/1523-1747.ep12276349

 

 

  • Buettner, G. R., Motten, A. G., Hall, R. D., & Chignell, C. F. (1987). ESR detection of endogenous ascorbate free radical in mouse skin: enhancement of radical production during UV irradiation following application of chlorpromazine. Photochemistry and photobiology46(2), 161–164. https://doi.org/10.1111/j.1751-1097.1987.tb04751.x

 

  • Crisan, D., Roman, I., Crisan, M., Scharffetter-Kochanek, K., & Badea, R. (2015). The role of vitamin C in pushing back the boundaries of skin aging: an ultrasonographic approach. Clinical, cosmetic and investigational dermatology8, 463–470. https://doi.org/10.2147/CCID.S84903

 

  • Savini, I., Catani, M. V., Rossi, A., Duranti, G., Melino, G., & Avigliano, L. (2002). Characterization of keratinocyte differentiation induced by ascorbic acid: protein kinase C involvement and vitamin C homeostasis. The Journal of investigative dermatology118(2), 372–379. https://doi.org/10.1046/j.0022-202x.2001.01624.x

 

  • Kang, J. S., Kim, H. N., Jung, D. J., Kim, J. E., Mun, G. H., Kim, Y. S., Cho, D., Shin, D. H., Hwang, Y. I., & Lee, W. J. (2007). Regulation of UVB-induced IL-8 and MCP-1 production in skin keratinocytes by increasing vitamin C uptake via the redistribution of SVCT-1 from the cytosol to the membrane. The Journal of investigative dermatology127(3), 698–706. https://doi.org/10.1038/sj.jid.5700572

 

  • Fuchs, J., & Kern, H. (1998). Modulation of UV-light-induced skin inflammation by D-alpha-tocopherol and L-ascorbic acid: a clinical study using solar simulated radiation. Free radical biology & medicine25(9), 1006–1012. https://doi.org/10.1016/s0891-5849(98)00132-4

 

  • Savini, I., Catani, M. V., Rossi, A., Duranti, G., Melino, G., & Avigliano, L. (2002). Characterization of keratinocyte differentiation induced by ascorbic acid: protein kinase C involvement and vitamin C homeostasis. The Journal of investigative dermatology118(2), 372–379. https://doi.org/10.1046/j.0022-202x.2001.01624.x

 

 

  • Puizina-Ivić N. (2008). Skin aging. Acta dermatovenerologica Alpina, Pannonica, et Adriatica17(2), 47–54.

 

  • Craven, N. M., Watson, R. E., Jones, C. J., Shuttleworth, C. A., Kielty, C. M., & Griffiths, C. E. (1997). Clinical features of photodamaged human skin are associated with a reduction in collagen VII. The British journal of dermatology137(3), 344–350.

 

  • Sachs, D. L., Rittié, L., Chubb, H. A., Orringer, J., Fisher, G., & Voorhees, J. J. (2013). Hypo-collagenesis in photoaged skin predicts response to anti-aging cosmeceuticals. Journal of cosmetic dermatology12(2), 108–115. https://doi.org/10.1111/jocd.12037

 

  • Contet-Audonneau, J. L., Jeanmaire, C., & Pauly, G. (1999). A histological study of human wrinkle structures: comparison between sun-exposed areas of the face, with or without wrinkles, and sun-protected areas. The British journal of dermatology140(6), 1038–1047. https://doi.org/10.1046/j.1365-2133.1999.02901.x

 

  • Bertuccelli, G., Zerbinati, N., Marcellino, M., Nanda Kumar, N. S., He, F., Tsepakolenko, V., Cervi, J., Lorenzetti, A., & Marotta, F. (2016). Effect of a quality-controlled fermented nutraceutical on skin aging markers: An antioxidant-control, double-blind study. Experimental and therapeutic medicine11(3), 909–916. https://doi.org/10.3892/etm.2016.3011

 

 

  • Carr, A. C., & Vissers, M. C. (2012). Good nutrition matters: hypovitaminosis C associated with depressed mood and poor wound healing. The New Zealand medical journal125(1362), 107–109.

 

  • Yun, I. S., Yoo, H. S., Kim, Y. O., & Rah, D. K. (2013). Improved scar appearance with combined use of silicone gel and vitamin C for Asian patients: a comparative case series. Aesthetic plastic surgery37(6), 1176–1181. https://doi.org/10.1007/s00266-013-0210-5

 

  • Yun, I. S., Yoo, H. S., Kim, Y. O., & Rah, D. K. (2013). Improved scar appearance with combined use of silicone gel and vitamin C for Asian patients: a comparative case series. Aesthetic plastic surgery37(6), 1176–1181. https://doi.org/10.1007/s00266-013-0210-5
Kışında Güneş Kremi Kullanılır Mı?

Güneş kremi kullanımıyla ilgili de en çok akla gelen sorulardan biride yaz aylarında kullanılıp kışın kullanılmasının gerekli olup olmadığıdır. Ancak uzmanlar tarafından da kanıtlanmış olup cilt sağlığımız için kışında güneş kremi kullanmanın gerekli olduğudur.

Yazları güneş cildimize daha fazla etki etse de kış aylarında da cildimize zarar verebilmektedir.

Havanın kapalı olduğu günlerde bile güneş ışınlarının zararı yalnızca %20-30 oranlarında azalmaktadır.  

SPF’nin yaz anılarınızın ve rutininizin bir parçası olması mantıklı olsa da, bu cilt bakım ürününü yalnızca sıcak hava ayları için ayırmak yanlış olur. 

Bu yüzden burada, kışında güneş kremi kullanılır mı? Sorusuna dair gerçekleri öğrenmek istiyorsanız okumaya devam edebilirsiniz. 

Güneş Kremi Neden Kullanmalıyız?

Güneş kremini cildimizi güneşin zararlı ışınlarından korumak için kullanmalıyız.

Ayrıca erken yaşlanma ve cilt sağlığının bozulmaması adına her mevsimde güneş kremini kullanmak gerekmektedir.

Kışın Güneş Kremi Kullanılır Mı?

Kışın güneş ışınlarının azaldığı bir dönemdir. Ancak güneş ışınlarının cildinize zararı, kışın da vardır.

UV ışınları bulutların arasından geçip cildimize zarar verebilir. Deri hücrelerinin çoğu, güneşin dalgalarından neredeyse iki kat daha fazla hasar görür. 

  • Foto-yaşlanma, pigmentasyon, deri kanseri ve kızarıklıkların oluşturulmasına yol açan bu ışınlardan kurtulmak için, güneş kremi kullanmalısınız.
  • Güneş kremi cilt kanserini önlemede de kış ayları boyunca önemini korumaktadır.
  • Kışın güneş kremi kullanmak cildinizi önemli ölçüde korumakta olup cilde zararlı olan güneş ışınlarına karşı bir direnç oluşturur.
  • Güneş kreminin kışında uygulanması güneşte oluşan lekelerin oluşumunu engeller.
  • Yaşlanmanın gecikmesini de sağlamaktadır.

Güneş Kremlerinin Cilt Tipine Uygun Seçmek

Güneş kremlerini cildimize göre doğru seçmek için öncelikle cildimizin ihtiyaçlarını bilmemiz gerekmektedir.

Cilt tipiniz yağlıysa daha fazla yağlanmaması için az yağlı bir güneş kremi tercih etmelisiniz.

Cildinizin neme ihtiyacı var ise daha nemlendirici özelliği yüksek olan bir ürün tercih edebilirsiniz.

Kışın Güneşten Yanabilir Misiniz?

Tıpkı güneş hasarı gibi, güneş yanıkları da sadece yaz aylarında olmamaktadır. 

Kışın yanmayacağınız varsayımı, UVB ışınlarının yazın en güçlü olmasından kaynaklanıyor olabilir. Bununla birlikte, kışın güneş kremi sürmezseniz, uzmanlar yanabileceğinizi belirtmektedir. 

Yanıklardan sorumlu olan UVB ışınları tüm yıl boyunca cildi etkileyebilir. Kışın güneşin etkilerini daha az fark edebilirsiniz. 

Genellikle kışın daha az açıkta kalan bir cilt vardır ve yaza göre dışarıda daha az zaman geçirebilirsiniz. Yine de bu, yanıkların mümkün olmadığı anlamına gelmemektedir.

Kışın normal cilt tipine sahip kişiler SPF 15-30 arasında bir güneş koruyucu uygulayabilirler.

Açık bir ten rengine sahip kişiler ise SPF 30-50 arası bir güneş kremi kullanabilirler.

Kışın Cildinizi Güneşten Nasıl Korursunuz?

Kışın da her ne kadar güneşin size zarar vermiyormuş gibi geldiği anlarda bile cildinizi UV ışınlarından korumak için güneş kreminizi sürmelisiniz.

Tavsiye İçerik: Güneş Lekeleri Nasıl Yok Edilir?

Sıkça Sorulan Sorular:
Karlı Havada Güneş Kremi Kullanılmalı Mı?

Zararlı olan güneş ışınları, kar üstünden yansıma yaparak cildimizde yanık izleri bırakabilir. 

Kar yanığı olarak adlandırılan bu durumu yaşamamak adına karlı havalarda da mutlaka güneş kreminizi kullanmalısınız.

Güneş Kremi Hangi Aylarda Kullanılır?

Güneş kremlerini havaların ısınması ile değil her mevsim düzenli bir şekilde kullanmalıyız.

Yılın 12 ayı da cildimizi güneş ışınlarından korumamız gerekmektedir. Bu yüzden güneş koruyucularını dışarı çıkmadan sürmeyi unutmayın.

Kışın Güneş Kremini Kaç Saatte Bir Uygulamalı

Cilt problemlerinin önüne geçmek adına yazın olduğu gibi kış aylarında da güneş kreminizi kullanmayı eksik etmemelisiniz.

Güneş kremlerinin etkisinin en fazla 4 saat olduğu bilinmektedir. Bu yüzden güneş kremlerini 4 saatte bir yenilenmesi gerektiği söylenmektedir.

Güneş Kremleri Cildi Beyazlatır Mı?

Cildimizi yüksek seviye de koruyan güneş kremleri gözle görülebilir şekilde cildin beyazlamasını sağlamaktadır.

Bu yazımızda kışın güneş kremi kullanılır mı? Sorusunun cevabını verirken güneş kreminin önemine de değindik. Daha fazlası için sitemizdeki diğer makalelere göz atabilirsiniz.

Burundaki Siyah Nokta Görünümü Nasıl Geçer?

Burun üstündeki siyah noktalar, günlük hayatımızda gittikçe yaygınlaşan ve genellikle gözle dikkat çeken bir durumdur. 

Bu noktalar cilt yüzeyine yükselen sivilcelerdir. Bir gözenek tıkandığında veya kapandığında beyaz nokta olarak bilinir. Ancak üst kısım açık kaldığından siyah nokta oluşmaktadır.

Burnunuzdaki siyah noktalarla sorun yaşıyorsanız ve burundaki siyah nokta nasıl geçer? sorusunu merak ediyor iseniz yazımızdan faydalanıp okumaya devam edebilirsiniz.

Siyah Nokta Nedir Ve Neden Oluşur?

Siyah noktalar bir sivilce türü olup ciltte aşırı yağ ve ölü derinin birikmesiyle oluşur. Koyu renkli leke gibi görünebilirler. 

Özellikle burun üstünde ortaya çıkıp rahatsız edici bir görüntüye neden olabilmektedirler. Burundaki siyah noktaların neden oluştuğu etkenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Burunda Siyah Nokta Neden Çıkar Madde Made

  1. Cilt temizliğinin doğru yapılmaması
  2. Cilt tipinin yağlı olması
  3. Genetik yatkınlık
  4. Yanlış ürün kullanılması
  5. Yoğun terleme
  6. Hormonal değişiklikler 

Burunda Siyah Nokta Neden Oluşur?

Burun üstündeki siyah noktalar genellikle liflerin tıkanmasından dolayı oluşmaktadır. 

Cilt kuruluğu, hormonal dengesizlikler, kötü beslenme ve bazı siyah nokta için üretilen ürünlere bağlı olarak da burun üstündeki siyah nokta oluşumu etkilenebilmektedir.

Burundaki Siyah Nokta Görünümü Nasıl Geçer?

Burundaki siyah nokta görünümünün geçmesi için öncelikle cilt sağlığını korumak çok önemlidir.

  1. Yüzünüzü Günde Mutlaka İki Kez Yıkayın
  2. Siyah Nokta Bantlarını Deneyin
  3. Yağsız Güneş Kremi Kullanın
  4. Pul Pul Dökülmesini Sağlamak
  5. Kil Maskesi
  6. Kömür Maskeleri 
  7. Salisilik Asit 

Yüzünüzü Günde Mutlaka İki Kez Yıkayın

Gece yüzünüze bulaşmış olabilecek kir veya bakterileri temizlemek için sabahları yüzümüzü yıkamamız gerekmektedir. Ayrıca yastık kılıflarını düzenli olarak değiştirmek de cilt sağlığımız için daha uygundur.

Burnun daha fazla yağ üretmesine neden olabilecek aşırı temizlemeye dikkat etmeniz gerekmektedir.

Siyah Nokta Bantlarını Deneyin

Siyah nokta bantları, bir cilt katmanını geçici olarak kaldırır ve bununla birlikte genellikle siyah noktayı oluşturan oksitlenmiş yağ ve kir gelir.

En iyi sonuçları elde etmek için, gözenekleri açmak üzere önceden yüzünüzü (örneğin, çok dikkatli olmak üzere bir tencere kaynar su üzerinde) buharlamayı deneyebilirsiniz.

Siyah nokta bantları gözeneklerin geçici olarak daha küçük görünmesini sağlayabilseler de, aynı zamanda cilde yardımcı olan önemli doğal yağları ve kıl köklerini öldürebilir.

Sürekli olarak siyah nokta bantlarını yapmak tahrişe ve kuruluğa neden olabilmektedir. Bu yüzden kullanımına dikkat edilmelidir.

Yağsız Güneş Kremi Kullanın

Aşırı yağın neden olabileceği, cildin üzerine güneş kremi sürmek biraz tuhaf gelebilir. 

Ancak siyah nokta görünümünün artmaması için yağsız güneş kremlerini tercih edebilir ve cildinizin türü ne olursa olsun yağlı, kuru veya hassas güneş kremi sürmelisiniz.

Pul Pul Dökülmesini Sağlamak

Pul pul dökülmeyi düşündüğünüzde, sert veya kaba bir şekilde ovma olarak düşünebilirsiniz. Fakat bunlar sivilceleri ve siyah noktaların daha fazla artmasına sebep olabilir. 

Kullanabileceğiniz nazik kimyasallar mevcuttur. Alfa ve beta hidroksit asitleri (AHA’lar ve BHA’lar) içerenleri deneyebilirsiniz.

Bunlar, ölü cilt hücrelerinin çıkarılmasına yardımcı olan nazik asitlerdir. Diğer ürünlerin cilde daha iyi nüfuz etmesinin ve etkili çalışmasının önünü açmaya yardımcı olurlar.

Akne için olan BHA olan salisilik asidi duymuş olabilirsiniz. BHA’lar yağda çözünür ve gözeneklerin temizlenmesine yardımcı olur. 

AHA’ların ve BHA’ların, cildi UVA ve UVB ışınlarına karşı daha savunmasız hale getirebileceğini unutmayıp, dışarı çıkarken güneş kremini sürmelisiniz.

Kil Maskesi

Kil maskeleri, cildin fazla yağdan kurtulmasına yardımcı olur ve tıkanmış gözeneklerdeki kiri gevşetmeye ve hatta gidermeye yardımcı olabilir. 

Kil gözeneğe girer ve yavaş yavaş kiri ve yağı temizleyebilir.

Kömür Maskeleri

Kömür maskeleri harika bir temizleyicidir. Kiri çıkarmaya yardımcı olmak için gözeneklerin derinliklerinde çalışır.

Salisilik Asit 

Salisilik asitler, burun üstündeki siyah noktaların çözümlemeye kavuşmasına yardımcı olabilir. 

Ancak vücudunuzun her yerinde kullanmak zehirlenmelere neden olabilmektedir. Buna bağlı olarak ürünleri aşırı kullanmaktan kaçınmalıyız. 

Akne ile savaşmak için yaratılmış olsalar bile aynı anda çok fazla ürün denemek cildinizi bozabilir. Bu da burundaki siyah noktaları şiddetlendirebilir.

Bir veya iki ürünle devam edip, nemlendirici kullanmayı unutmamalıyız. Çünkü çok kuru cilt aşırı yağ üreterek siyah noktaları artırabilir.

Burundaki Siyah Noktanın Oluşmaması İçin Kaçınılması Gerekenler

Burundaki siyah nokta görünümünü kendi başınıza, bir profesyonel  yardımı almadan sıkmaya, patlatmaya veya çıkarmaya çalışmak yanlıştır. 

Bu kızarıklık, tahriş veya kalıcı yara izine neden olabilir. Bu nedenle burun üstündeki siyah noktalardan kendi başınıza sıkarak kurtulmak yerine mutlaka bir profesyonelden yardım almalısınız.

Ya da yazımızda bahsettiğimiz burundaki siyah nokta görünümü nasıl geçer, sorusunun yöntemlerinden yararlanıp kurtulmaya çalışabilirsiniz.

Tavsiye İçerik: Kulak İçi Siyah Noktalar Nasıl Temizlenir?

Sıkça Sorulan Sorular:
Siyah Noktaları Sıkmak Doğru Mu?

Siyah noktalarınızı sıkmak iltihaplanmaya ve yara izine sebep olabileceğinden kesinlikle sıkılmaktan kaçınılmalıdır.

Burnumda Neden Daha Fazla Siyah Nokta Oluşuyor?

Burun, yüzün diğer kısımlarına göre kıyasla daha fazla yağ bezine sahip olduğundan dolayı daha hızlı bir şekilde gözeneklerin tıkanmasına sebep olur. Bu durum burundaki siyah nokta oluşumunu arttırır.

Burundaki siyah nokta görünümü nasıl geçer? başlıklı yazımızı beğendiyseniz ve bu konuda bilgilendiğinizi düşünüyorsanız yorum yapmayı unutmayın.

Girişimci olup evinizden çalışarak para kazanmak ister misiniz?

X